Kurlar Yükleniyor...
articledummy

Z Kuşağı, Apolitiklik ve Dayanışma

12 Eylül 1980 darbesi sabahı, saat 04:00’te babamın beni uyandırmasıyla darbe bildirisini ilk kez duydum; ardından ihtilalin gerçekleriyle büyüdüm.

Ülkemiz, tarih boyunca sayısız kriz ve zorlukla şekillendi, bugünlere geldi.

Bugün de yeni bir krizle karşı karşıyayız ve bu süreçte, ülkemizin gençlerini ön saflarda görüyorum: Hem eylem yapanlar hem de güvenlik güçleri…

Çoğu aynı yaş grubundan, aynı sokaklarda büyümüş insanlar.

Biz ve bizden önceki nesillerde olayları kavrama, anlama ve bir duruş sergileme konusunda farklar var. Sanırım geçmişin travmaları ve korkularından kaynaklanıyor.

Ancak bugünün gençleri, bizlerden farklı bir bilinçle hareket ediyor.

Onlar, ideolojik sertlik yerine, espriyle, mizahla ve dayanışmayla bir araya gelmeyi tercih ediyorlar.

Hatırlayalım…

12 Eylül 1980 darbesi ve öncesi, ideolojik kamplaşmanın en sert yaşandığı dönemlerden biriydi. Gençler, sağ ve sol olarak keskin bir biçimde ayrılıyor, ideolojik aidiyetlerini büyük bir tutkuyla savunuyorlardı.

Günümüzde, Z Kuşağı olarak adlandırılan nesil, siyasete mesafeli bir duruş sergiliyor. Z Kuşağı, siyasetten uzak, ama çok daha derin bir bilinçle hareket ediyor.

Z Kuşağı apolitik mi? Gerçekten mi ilgisizler, yoksa daha farklı bir politik bilinçleri mi var? Geleneksel bakış açısıyla “Bu nesilden bir şey olmaz.” deniyordu.

Derin krizler, Anadolu’yu yurt yapan köklerimizi harekete geçirir. O karanlık derinliklerden, Hacı Bektaş-ı Veliler, Yunus Emreler, Mevlanalar, Mehmet Akifler ve Mustafa Kemaller bir anda çıkar, bir ışık gibi parlayarak yolumuzu aydınlatır.

Hacı Bektaş-ı Veli'nin arslanla ceylanın huzur içinde yaşadığı kucaklaşma ve Mevlana’nın “Hoşgörüde deniz gibi ol!”sözü, bir anda yüreklere dokunur! Bu topraklar, adaleti ve dayanışmayı miras alarak yola çıkanları asla unutmaz; her zaman hatırlatır, her zaman yaşatır.

Geldiğimiz noktada, Z Kuşağı'nın siyasete yaklaşımının önceki nesillerden farklı olduğu açık. Araştırmalar, bu neslin ideolojik kamplaşmalara mesafeli durduğunu, ancak bireysel haklar, özgürlükler ve toplumsal eşitlik gibi konulara duyarlı olduğunu gösteriyor.

Burada ilginç olan, hem resmi otoriteyi temsil edenler hem de muhalif gruplar arasındaki gençlerin, roller gereği farklı pozisyonlarda olsalar da birbirlerini anlama potansiyeline sahip olmaları.

Pierre Bourdieu'nün "habitus" kavramı, bu durumu anlamamıza yardımcı olabilir. İnsanlar, içinde bulundukları sosyal çevrenin ve geçmiş deneyimlerinin bir ürünü olarak belirli düşünce ve davranış kalıpları geliştirirler.

Z Kuşağı, geçmişin katı ideolojik ayrımlarını miras almak yerine, pragmatik ve daha esnek bir yaklaşım benimsiyor.

Mehmet Akif'in İstiklâl Marşı'ndaki "Korkma!" sözüyle yola çıkıyorlar. Mustafa Kemal Atatürk'ün Gençliğe Hitabe'sindeki "Vazifeye atılmak için içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin." mesajını alıyorlar.

Aynı eyleme karşıt taraflarda yer alıp aynı otobüste yolculuk edenleri, çikolata ikram edenleri, bir sonraki eyleme katılmak için sözleşenleri, hatta ahbap olduklarını ilan edenleri konuşuyoruz.

Böyle bir kültürden bahsediyoruz.

Hangi tarafta olursa olsun, günümüz gençliği birbirini anlama potansiyeline sahip.

İtirazları "Daha iyisini hak ediyoruz." üzerine kurulu.

Roller değişse de alt metindeki iletişim ve anlayış devam ediyor.

Öğreneceğimiz çok şey var!

Tüm siyasilere rağmen, geçmişten farklı olarak kutuplaşmanın değil, yeni bir diyalog biçiminin başlangıcını görüyorum.

Z Kuşağı, Yunus Emre’nin "Bir kez gönül yıktın ise, bu kıldığın namaz değil…" dizelerini tüm dünyaya anlatmak istiyor!

Ve biz, yeni bir dayanışmanın, yeni bir umut dalgasının içindeyiz!


 

Yayın Tarihi
26.03.2025
Bu Haber İçin Yorum Yapın
NOT: E-Mail adresiniz web sitemiz üzerinde yayınlanmayacaktır.
CAPTCHA Image
Bu makaleye ilk yorumu yazan siz olun.

Yazara Ait Diğer Makaleler

Çerez Kullanımı

Kullandığımız çerezler hakkında bilgi almak ve haklarınızı öğrenmek için Çerez Politikamıza bakabilirsiniz.

Daha Fazla