ANTALYA’YA DEĞİL KANARYA ADALARINA GİDİN!...

Almanya 4 Ağustos itibarı ile Türkiye’nin Ege ve Akdeniz Sahillerini dünya genelinde 160 ülkeye koyduğu yasağın dışına çıkarmıştı. Böylelikle Ağustos-Eylül-Ekim aylarında Almanya’dan Antalya'ya yaklaşık 250.000, Ege Bölgesine de bunun beşte biri kadar misafir gelmişti. 

Bu Avrupa dışındaki tek istisna olup, Antalya ve Ege turizminin bir nebze olsun önünü açan bir karar olmuştu. Türkiye ve Almanya arasındaki anlaşmaya göre, Türkiye Korona tedbirlerini sıkılaştırarak, Almanya’ya dönen turistleri Covid-19 testi yapma ve testin negatif çıkması koşulu Almanya’ya geri uçurma garantisi vermişti. Yaklaşık 300.000 misafir bu süreçten geçerek ülkesine geri döndü. 

Bu dönemde özellikle İspanya ve diğer Akdeniz ülkelerinin bir çok bölgesi rizikolu olarak ilan edilmiş ve buralara seyahatin önü kesilmişti. İspanya tamamen rizikolu bölge ilan edilirken, Fransa’nın Paris ve Cote d’azur dahil bir çok bölgesi, Portekiz’in Lizbon ve bazı sahil bölgeleri, İtalya’nın kuzeyindeki bazı turistik bölgeler gibi bir çok ülke yasaklı ve rizikolu ilan edilince bir nevi Antalya ön plana çıkmıştı. 

Bunun üzerine geçen hafta başta İspanya ve diğer Avrupa ülkeleri Alman Hükümetinden  Türkiye modelinin kendi ülkeleri için uygulanmasını talep ettiler. Onların bu talepleri yerine Almanya,Türkiye’nin statüsünü -artan korona vakalarını- öne sürerek 9 kasımdan itibaren değiştirdiğini bildirerek, Türkiye’yi komple rizikolu bölge ilan etti. 

Bu arada bir kaç gün önce Kanarya adalarının yasağını kaldırarak, sanki bir şekilde ‘hiç bir yere gitmeyin, ama gidecek olursanız da kasımda Kanarya adalarına gidin’ demeye getirdi.

Artan korona vakaları üzerine Almanya bir kaç gündür teyakkuzda. Dün 17.000 sınırına yaklaşıldı ve artarak devam eden süreçte özellikle tıbben sorun yaşayabileceklerini hesaplamışlar. Bunun için ‘evde kal’ çağrıları sürekli yapılıyor. Özellikle uluslararası seyahatin önünü kesmenin yollarını arıyorlar. 

Bunun için en etkili yol, o ülkeyi rizikolu ilan ederek, yasal bütün sorumluluğu kişiye yüklemek oluyor. Yoksa 10 günlük karantina özellikle kışın seyahat eden ortayaş üstü emekliler için en caydırıcı konu değil. 

Antalya, 3 aydır fırtınalı denizde ilerlemeye çalışan bir tekne gibi batmamaya çalıştı. Çok zorlu geçen bu süreçte sansasyonel herhangi bir sonuc olmaması için herkes elinden geleni yapmaya çalıştı. Bu gelecek yıllar için bir referans olacaktır . Kasım itibarı ile dükkanı kapatıyoruz. 

Son birkaç gündür günlük gelişler 40 binlerden 10 binin altına düştü. Kasım itibarı ile Rus misafirlerin iyice azalacağını ve kasım başından itibaren Alman misafirlerin gelemeyeceğini öngörmek zor değil. Bundan sonra uçaklar boş gelip, son tatilcileri ülkelerine taşıyacak. 

Böylesine zor bir dönemde 3,5 milyon misafiri ağırlamak kolay olmadı. Konuşacak çok şey var, ama sanırım şu an kimsenin konuşacak hali yok. Turizmcinin ve turizmin üzerinden tır geçti ve kendine gelmeleri uzun sürecek.

Herşeye rağmen, ayakta kalıp, umut ve moral aşılayarak, karanlıkları aydınlatan, pozitif düşünmeye teşvik eden , vizyon sahibi , öngörüsü yüksek ve cesaretle adım atan turizmcileri tebrik ederim. Onlar ödülü sadece 16 milyon turist geldiğinde değil asıl şimdi hakettiler...

Emeği geçen , katkı koyan herkese teşekkürler...

Tarihimizin en anlamlı günlerinden biri olan ve ulu Önder Atatürk’ün ülkemize en büyük armağını olan  29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun....

 

MAKALE YORUMLARI
Sizde Yorum Ekleyin