Bir ziyaretin hikayesi ve 1 ağustosa kadar nasıl çıkarız? Bayramda ne yaparız?

Günümüz insanının artık temel ihtiyaçlarından olan gezmek, görmek, eğlenmek, kısaca tatile çıkmak ülkeler arası siyasetlerin ya da ülkelerin ekonomik gelişmişliklerine bağlı oluşturulmuş politikaların gölgesinde kalmalı mıdır? Bence hayır.

Küresel ölçekte yaşadığımız bu salgında, kısıtlama ve aşılar gibi konuları, uluslararası siyasi çekişmeye ve zengin ülkelerin zaten sınırlı olan aşıya erişimi tamamen kendi ülkelerine yönelterek, bir anlamda ‘’Aşılar savaşı’’na dönüştürmeleri ile geçti.

Zengin ülkeler, insanlık sınavından sınıfta kaldı. Pandemide sadece kendi insanları için gerekeni yaparak, kendilerini kurtarabileceklerini, güvende olabileceklerini sandılar. Oysa, pandemi bir dünya savaşıdır. Virüs tüm dünyada yenilgiye uğramadan bitmez. Siz etkin olduğunu bildiğiniz aşınız ile tüm nüfusunuzu aşılarsınız, artık bizim için bitti, başkaları düşünsün dersiniz, ama bitmez. Aşıya yetersiz erişimi olan bir ülkede oluşan bir mutasyon sonucu, virüs etkinliğini bildiğiniz aşılara direnç geliştirir. Sizin tüm aşılama işleminiz boşa gider. Salgında tekrar en başına dönersiniz. Örneğin, Delta (Hint) varyantı.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) salgının başından beri bunu söyleyip duruyor. Dinleyen var mı? Yok.

Geçenlerde bir Rus Heyeti ülkemizde havalimanlarını, otelleri ve hastaneleri ziyaret etti. Bu ziyaret olmalı mıydı? Yabancı bir ülkenin devlet yetkilileri, özel sektör kuruluşlarının, yani otellerin mutfak bulaşıkhanesine bakmalı mıydı? Neden bakma ihtiyacı duyuyorlar?

Üzerinde düşününce, biraz garip. Siz, bize söylüyorsunuz ama, bir de biz bakalım gerçekten öyle mi? Diyerek bir geniş ekip ile sıkı bir denetleme yaptılar.

Sözüne, kurum ve kuruluşlarına güvenilen ülkelerin resmi yetkilileri ile görüşmek ve onlardan cevap almak, yeterli olmalı değil mi? Nihayetinde taahhüt eden ülkenin resmi kurumları var. Bu kurumların açıklamalarını kabul etmelisin. Aslında, sorun da en başta buradan başlıyor.

Küresel salgında ülkenin giriş kapıları oldukça önemlidir. Giriş kapılarında uygulayacağınız her tedbir hem o ülkede salgının genel gidişatını etkiler, hem de kaynak ülkelerden gelenlerin takiplerinin sağlanması açısından, açık ve net uygulamaların gerçekleşmesini sağlayacaktır.

Küresel salgında oluşan varyantlar nedeniyle, salgının seyrinde olumsuz yönde bir hareketlilik var. İngiltere başta olmak üzere, Amerika Birleşik Devletleri, diğer Avrupa ülkelerinde ve RUSYA’da yayılmaya başlayan Delta (Hindistan) varyant virüsü ülkemizde de görüldü. İngiltere, toplumunun %62’si tek doz, %45’i iki doz aşılamasına rağmen Delta (Hint) varyantı yayılıyor. 16 Haziran’da 9 binin üzerinde yeni vaka açıkladı. Tam açılmayı mecburen 5 hafta ertelemek zorunda kaldı.

Türkiye‘de ve özellikle Antalya’da aşılama sayısı artmakla birlikte toplum bağışıklığı ve varyantların yayılımını  önlemek için hala yapılacak çok aşıya ihtiyaç var.

Bu nedenle, hepimizin, tüm turizm çalışanlarının ve tüm otellerin tedbiri elden bırakmadan, kaliteli hizmetimizi sunmamız şart.

Salgın daha bitmedi, boş vermeye gelmez.

Dünyada durum bu haldeyken, ülkemize girişlerde kontrol uygulamalarının artırılması ihtiyatlı ve bilimsel bir yaklaşım olacaktır. Ülkemize girişte uygulanan ve kaldırılmış olan PCR testlerini ivedilikle tekrar yapılması önümüzdeki tatil sezonu ve Kurban Bayramı hareketliliğimizde yaşanabilecek olumsuzlukları gidermesi açısından doğru uygulama olacaktır.

Dünyada Delta (Hint) Varyantı hareketliliği dışında Vietnam varyantı hareketliliği de mevcut. Çin ve uzak doğu ülkeleri de tedbirlerini artırıyor.

Bildiğiniz üzere RUSYA Türkiye uçuşlarını tekrar açtı. Gelecek hafta Antalya’ya Ruslar gelmeye başlayacak. Büyük emeklerle sağlanan bir başarı.

Bu ekonomik olarak çok güzel bir haber ama, epidemiyolojik gereği yapılmazsa çok kolay kabusa dönüşebilir. Çünkü, Rusların başı Delta varyantıyla dertte (Hindistan). Günlük bildirilen vaka sayıları en yüksek olan Ocak ayının yarısına ulaştı. Nitekim Rus yetkililerden peş peşe açıklamalar gelmeye başladı.

Rusya, kendi ürettikleri aşıları olmasına rağmen, toplumsal aşılama oranlarında istenilen düzeyde olmadığını izlemekteyiz..  Bunun üzerine son günlerde artarak gelişen Delta (Hindistan) varyantı salgını Moskova başta olmak üzere hızlıca artmaya başladı. Moskova son 24 saatte 9 bin 120 ile en çok vaka görülen kent olurken, onu 966 vaka ile St. Petersburg izledi. Antalya’ya açılacak uçuşların büyük çoğunluğunun Moskova çıkışlı olacağı gerçeğini göz önüne alırsak, önümüzdeki günlerin, ülkemizdeki vaka sayılarının artmaması, Delta (Hint) varyantının kontrolsüz yayılmaması açısından önemi ortadadır.

Bu tablo karşısında Rus misafirlerimizin gelmesi ve önümüzde Kurban Bayramına bağlı hareketliliğin olması bizleri önemli tedbirlerin alınmasına sevk etmelidir.

Ben bunları yazarken her şeye rağmen Ruslar gelsin diyenler olacaktır. Karşıt görüşler olacaktır. Ve hatta felaket tellallığı yapma diyeceklerdir. Ekonominin durumunu görmüyor musun? Diyenler olacaktır. Hepsi doğrudur, ancak bir virolog olarak bildiğim, ülkemizde ki salgının en başında bir kişi ile başlamış olduğu ve halen hem aşılama hem de alınan kısıtlamalara rağmen 5.000 seviyelerinde ki vaka sayılarıdır. Görünen köy açıktır. Yapılması gerekenleri ihmal ettiğimiz zaman, neleri yaşayabileceğimizi düşünmek bile istemiyorum.

Aşılama ve açılan pazarların rehavetine kapılmadan işimizi yürütmek hedefimiz ve amacımız olmalıdır.

Eğer dikkatli olmazsak, yükselen vakalarımız ile diğer Avrupa (Alman, İskandinav vs.) pazarlarımız da olumsuz etkilenebilir. Bu sezonu tamamen kaybedebiliriz. Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan da olmayalım.

Neler yapmalıyız.

  1. Aşılamaya hızlıca ve dünya rekorları kırarak devam etmeliyiz.
  2. Ülke girişinde PCR uygulamaları her ülke için yapılmalıdır.
  3. Özellikle vaka artışı olan varyant olan ülke girişleri doğrudan ve dolaylı ülkeler üzerinden girişlerde adres ve HES uygulamaları yapılmalı, izlenebilirlik artırılmalıdır.
  4. Bayram hareketliliği ve yoğunluğu için tedbirler alınmalıdır.
  5. Rusya ile aşı pasaportu uygulamaları başlatılmalı, yapılan aşılar karşılıklı tanınmalıdır.

 

 

MAKALE YORUMLARI
  • Y. Murat Özgüç
    Recai Bey'in uyarı ve yorumlarına katılmamak elde değil. Özellikle PCR testi zorunluluğu aşı olan olmayan ülkemize gelmek isteyen herkese zorunlu olmalıdır. Sağlık bağlamında ve turizm de Pozitif ayrımcılık olmaz, olmamalı. Birisdinden isterken ötekinden istememek niye? Hem biz istemiyor da olsak dönüşünde kendi ülkesi istemeyecek mi? Kimin isteyip istemediğine bakmadan biz istemeliyiz ve PCR testi masrafını ödemeyecek, ödeyemeyecek şahıs o zaman evinde otursun. Biz zaten neredeyse 2 yıldır mücadele ediyoruz hem kendi halkımızın sağlığı hem de olası b ir olumsuzlukta turizmin geleceği açısından bakmak lazım. Yine bir örnekle bakacak olursak 2 kişi PCR'sız geldi 2 kişi PCR yaptırdı aynı uçakta İstanbul'dan diyelim Antalya'ya uçuyorlar. PCR testsizler de hastalık var ise testi yaptırana, uçaktaki diğer yolculara ve ekibe tehdit oluşturmayacaklar mı? Ya da uçakta kimseye bulaştırmadılar tatil yaptıkları yerde çalışanlar ve tatil yapanları tehlikeye atmayacaklar mı? Bence de PCR testi girişte herkesten istenmeli.
    22.06.2021
Sizde Yorum Ekleyin