CENNET YOK OLDU. YAZ KIZIM; SORUMLU RÜZGAR

Yanan ormanlar, kaybolan canlar, çaresiz hayvanlar..

 

Ormanlar tutuşmuş, evler yanıyor, aradan saatler günler geçiyor havadan müdahale yapılamıyor! Kime kızacağımı bilemiyorum.

 

Fotoğraf karelerini hepimiz gördük! Ciğerimiz yandı başlıklı haberleri okuduk.

Koca bir cennet yok oldu. Sorumlusu Poyraz! 

 

Bu yeşil serveti biz koruyamayacaksak yeşil örtümüz yok olacak!

Yok mu bu işin bir caydırıcılığı? Bir cezası?

 

Bunca yangın nasıl ve neden çıktı, neden bu kadar büyüdü kimse anlayamadı anlatılamadı.

Ötesi nedenler de var; Sigara izmariti, ormanlık alanlarda ateş yakanlar, piknikçiler vs. 

 

Nedeni her ne olursa olsun yanan alanları bizzat gördüm. İki gün boyunca yiyecek içecek dağıtmak için Manavgat köylerindeydim. İlk gün çaresizliği, üzüntüyü, açlığı ve susuzluğu gördüm. İkinci gün yangın daha hafiflemiş, insanlar sakinleşmiş ama gerçek ortaya çıkmış.

 

Türk milletinin ne kadar yardımsever olduğunu gördüm. Herkes işin bir ucundan tutmak, faydalı sağlamak istiyordu. Halkımız o kadar duyarlı davrandı ki İbradı’nın bir köyünde muhtemelen insanlar ayağındaki ayakkabıyı, evindeki yorganı yastığı o köye göndermişti. Birkaç yarı kamu yarı sivil kuruluşlar ile birlikte benim gibi münferit yardım etmeye çalışan insanları görmek acımı biraz dindirdi.


İlk gün Evrenseki’ den girdiğimde böyle bir manzara beklemiyordum o yanan evleri, yanmış hayvanları hektarlarca alanı görünce boğazım düğümlendi.

 

Ama en çok evi yanmış, evinin önünde çaresizce eli yüzünde kara kara düşünen nur yüzlü Annem yaşlarındaki kadın herhalde ömrünün sonuna kadar gözümün önünden gitmeyecek! O teyzeye yardımcı olamadım, arkamda itfaiye araçları olduğu için durup teyze bir şeye ihtiyacın var mı diye soramadım içime dert oldu. Ertesi gün yine gittim ama teyze yoktu.     Bir kez daha içim yandı.

 

Yandık! Bu yaşıma kadar böyle büyük bir yangın görmedim. Dilerim bundan sonra da kimse görmesin. Gün boyunca edindiğim tecrübe, gördüklerim bana yetti. Günün sonunda ise gerçekten sağlıklı ve huzurlu bir ortamın tabiat ananın bize sunduğu mucizelerin ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha anladım. O günü detaylarını anlatsam roman çıkar benim izlenimlerimden, orada bu yangını yaşamış insanlarımızı diğer canlıları düşünemiyorum. İnsanlar canını kurtarmak için her şeyi bırakıp gitmişlerdi. İkinci gün gittiğimde hasar tespiti yapanlarda vardı.  Ağlayıp, isyan edenler de..Şok atlatılmış..

 

Geçmiş olsun, yiyecek içecek bir şey ister misiniz? diye sorduğumda verilen cevap;

biz iyiyiz yukarıdaki köylere gidin dediler. Her şeylerini kaybetmişlerdi yangında ama gönülleri toktu. Herkes böyle değildi tabi yine her zaman olduğu gibi fırsatçı insanlar da yok değildi. Yine yukarıdaki köylerden birinde bizim götürdüğümüz yiyecekleri koli ile götüren de oldu ihtiyacından daha fazla kıyafet nevresim gibi gereksinimleri alan da.


Yanan yerleri nasıl bir daha eski haline getiririz bilmiyorum, çok uzun zaman alacak. Benim görebildiğim alan inanılmaz büyüktü. Sadece benim görebildiğim alana Antalya’nın tamamını inşa edebilirsiniz o kadar büyük bir alan. Bölgede yaptığım görüşmelerde benim görebildiğim alanın çok küçük bir alan olduğu asıl Oymapınar ve Akseki tarafı olduğunu anlattılar.


Manavgat ve çevresinde güneş görünmüyordu. Yukarıda dağlarda serin esmesi gereken hava sıcak ötesi ve küldü. En kötüsü ise biraz ileride her geçen saniye büyüyen ve kararan yangının acımasızlığıydı. İnanılmaz bir hızla büyüyordu biz bunları sadece filmlerde haberlerde izlemiştik ama bütün acımasızlığı ile karşımızdaydı, YANDIK.

 

Sadece Manavgat’ta yanmıyorduk. Bu güzel ülkemin en yeşil yerlerinde Bodrum, Marmaris, Didim, Gazipaşa ve daha bir çok yerde YANDIK .


Geçen hafta Bodrum’daydım ve Sayın Belediye Başkanı ile görüşme şansım oldu . Yaşadıklarını anlattı. Özverili çalışmayı anlattı. Ben de bir Bodrum aşığı olarak Bodrum’daki yangını an be an takip etmiştim. Gittiğimde gördüm ki takip ettiklerim ile gördüklerim daha fazlaydı. Yangında zarar gören bu Cennet Vatana geçmiş olsun diliyorum. Umarım en kısa zamanda eski ormanlarımıza ve doğal yaşamımıza bir an önce kavuşuruz.


Umarım hem devlet hem yerel yönetimler hem bizler her şeyin yol yapmak, köprü yapmak ve para kazanmak değil, bu cennet vatanın başına bir şey geldiğinde gerekli altyapı,  teknik ekipman ve bunları yapacak eğitimli personelin bulunmasını sağlamak olduğunu anlamışızdır.


Belki de bu kadar YANMAZDIK …
Umarım bu yangın ilgili herkese iyi bir ders olur ve bu cennet vatanın daha iyi korunabilmesi için her türlü doğal afetlerine hazırlıklı hale getirilir.

 

Evet Türkiye’ nin “ Ciğerleri Yandı” Türkiye en büyük yangınını yaşadı! Cennetlerimiz kül oldu.

 

Konu da hemen söndü. Gündemden düştü.

Çünkü gündem daha önemli konulardan oluşuyor!

Yanan ormanlarımız geri gelmeyecek! Bugün ağaçlandırırsak belki 50 yıl sonra yetişecek. 

Yanan ormanlarımızın üzerine bir bardak soğuk su mu içelim?

Gelecek nesiller için biraz utanalım ve sorumluluk alalım. Rüzgarı suçlamayalım.

 

 

 

MAKALE YORUMLARI
Sizde Yorum Ekleyin