E-servis ve turizm kavramı

Türkiye’de servis sektörü turizmin de ticaret olduğunu unutarak servis verenler, servis alanları standardı belirsiz sertifikalarına mecbur ve hatta mahkum etmektedir... 

Bakkallar Derneği’nin sattıkları ürünlerin derneğe üye olmadıkları için pazardaki üreticiden alınamayacağına dair kanun çıkartması gibidir... 

Türsab, yetki ve sorumluluk dengesi olmayan Sovyet Devlet Komiserliği gibi merkezden herşeye karışmak sevdasında... 

Böyle bir örnek en totaliter rejimlerde yoktur... Seyahat acentalığı kavramını yanlış algılarken bir adım değil, fersah fersah ileriye giderek istedikleri, komedi mi, trajedi mi... bakalım;
-    Herkes tatile veya seyahate çıkmadan bizden izin almalı,
-    Onay vermediğimiz kişi yurtdışına çıkamamalı,
-    Onay vermediğimiz yabancı yurda sokulmamalı,
-    Yerli ve/veya yabancının ulaşım detaylarına biz karar veririz,
-    Turistin hangi otelde, hangi şartlarla kalacağı bizim tercihimizdir,
-    Hangi web-sitesinden servis alınabileceğine biz karar veririz,
-    Nerenin, ne zaman, nasıl ve kaç paraya gezileceğini biz planlarız,
-    Tabelamız olmayan faytona, takaya, deveye bile binemezsin,
-    Oto kiralama şirketi de üyemiz olmalıdır,
-    Taşımacılar (otobüsçü, minibüsçü) da üyemiz olmalıdır,
-    Jet-ski, su kayağı, surf yaptıran da üyemiz olmalıdır, 
-    Acenta sayılmadan acentalık yükümlülüğü yerine getirilmelidir...
-    Turist ve tatilci, acentaya para kazandırmak için vardır...

Biraz daha ıkınsalar MERD-İ KIPTİ’NİN ŞECAAT ARZEDERKEN SİRKATİN SÖYLEMESİ gibi; Oteller de bize bağlansın diyecekler... Hep dedikodusu yapılan, yönetim ve yönetime yakın tayfanın Hac Organizasyonlarında ‘’ORGANİZE İŞLER’’i sona mı erdi acaba ?.. 

Özellikle standardları içler acısı haldeki otellere arka çıktığım sanılmasın... Ne acenta, ne otel, HUKUKİ DEĞİL GUGUKİ iltimas ve imtiyaz kanunlarıyla para kazanmaya çalışmasın... Modern dünya standartlarında dürüst hizmet versinler zaten para kazanırlar...

Turizm Bakanlığı ve Bakanlarının Türk Turizm Miladı’ndan bu yana yetersizlikleri malum... Bakanlığın şu andaki adını Google’a bakmadan söyleyebilecek kaç turizmci var ??? Kültür ve Turizm mi ? Turizm ve Kültür mü ? Yalnız Turizm mi ?.. Hakiki Turizm desek çok şey mi değişir ?.. Bahattin Yücel’den sonra bir bakanın daha adını biliyoruz... Turizm tarihimizde ikinci kez  ‘’bir meslektaş’’ bakanlık makamında... 

Ersoy biraderlerden Murat’ı, Mehmet’den daha iyi tanırım... Gençliklerinden beri iki kardeş de çalışkan, titiz ve ciddidir... Yerli müşteri ile iç ve dış turizm konusunda uzmandırlar... Seminer ve Kongre Organizasyonunu bilirler... Otelleri nedeniyle otelciliği de öğrenmişlerdir... Atlasjet ile havacılıkta da da iyi oldukları malumumuz... Mehmet Ersoy ‘ne İsa’ya ne de Musa’ya yaranamayacağını gördüğünden pek ortaya çıkmıyor’ diye duyuyorum... Otelcileri mi idare edecek? acentaları mı memnun edecek? kendi işiyle mi uğraşacak? O da haklı, nasıl olsa CV’sine Turizm Bakanı yazdırdı... 

Dedikoduya değer vermem ama ateş olmayan yerden duman çıkmayacağını da bilirim... Azıcık Firuz Bağlıkaya da bakanlık yapsın diye plan mı yapılıyor?.. Firuz, bir anda SÜPERMEN gibi ışık hızıyla ortaya çıktı ve cem-i cümle turizm ahalisine kol-kanat gerdi... Bir anda, neredeyse FİRUZSPOR gibi bir taraftar kitlesi oluştu... Falanşehir’deki tek seyahat acenta sahibinin bacanağı rahmetli olduğunda bile ilgi gösterip taziye yayınlıyor... En azından turizm bağlantılı cenazelerden haberdar oluyoruz!.. Berhüdar olsun !.. O da bakan olsun !..

2001 yılında Dublin Üniversitesi ve Fingal County Council ortak girişimiyle E-Commerce Lisans Programı’na katıldım ve sertifikamı aldım... Yaşamımda ilk kez ezberle, konuları anlamadan, sindirmeden ve en kötüsü inanmadan güya başarılı oldum... 

‘’E’’yi 2003’den sonra anlamaya başladım... ‘’E’’ kullanımını 2008’de tam anladım... On senedir de artık ‘’E’’ye adapte ve konsantre olmadan ticaret yapılamayacağına inandım... Artık turistik servisler (ulaşım, konaklama, hobi, eğlence, gezi vs. vs.) ‘’E’’ bağı olmadan ne üretilebilir, ne pazarlanabilir, ne satılabilir !.. 

1 Ocak 2012’den bu yana 276 uluslararası uçuş yaptım... Manchester, Londra, Birmingham, Liverpool, Blackpool çıkışlı, Antalya, izmir, İstanbul, Dublin, Prag, Bratislava, Lefkoşa, Malta başta olmak üzere direk uçuşlar... İç hat uçuşlarını saymıyorum... Tümü ‘’E’’ uçuşlar, yani internetten, yani biletsiz !!! Manchester’dan Antalya’ya uçuşun ortalama 4,5 saat olduğunu ve B767 (325 koltuk), A330 (321 koltuk), B757-300 (280 koltuk) uçaklarla yapıldığını hatırlatayım... Biniş kartlarının elimde kalan 10cm x 4cm’lik bölümlerini 50’lik destelerle biriktiriyorum... İspata delil olsun diye !!! Bu seyahatlerin en az yarısı kalacak yerim olmayan destinasyonlara idi... Tahmin edin; konaklamalarımı nasıl ayarladım ?.. Başta, bizde yasak olan otel rezervasyon sitesiyle, sonra başka sitelerle ve  otellerin rezervasyon sitelerinden !!! 

Mesleğime ihanet mi ettim ??? Ailem ve yakınlarım Türkiye’de  otel istediklerinde Türk acentacı ve otelci ‘’arkadaşları’’ aradım... Ahde vefanın yerlerde süründüğü, robotik, ruhsuz bu dönemde Alp Gören’e verdikleri sözde indirimli fiyatların yarısını internette buldum... Çok da memnun kaldım, kaldık... 

Oteller sultanı, yüce duayen diye gezinen, otel sahibinin 15 yaşındaki toramanına dadılık yapıp, insiyatiften geçtim sıfır yetkiyle genel müdürlük yapan ‘’arkadaşlar’’; Bana verdiğiniz münferit fiyatı affedelim, yahu tur operatörü fiyatından daha ucuzunu internette bulmak mümkün...  Otel fiyat politikalarını doğru tespit etmekten acizken bir de İlle acenta da para kazansın diye bir sistem mi olur ???

Bazı acentacılar ‘’seyahat acentası da tur operatörüdür’’ komik söylemlerine son versinler... Aşçıbaşı ile garson ancak seyyar köftecide aynı kişi olur... Artık Dünya’da seyahat acentalığının ana işlevleri;

a)    Yerli müşteriye iç ve dış tatil paketi satmak... Özel program isteyene program sunmak... İnternet kullanmayı bilmeyenlere uçak bileti satmak... Otobüs, tren biletleri ayarlamak...

b)    ‘’Corporate’’ / Şirketlere seyahat servisleri vermek... Kongre, Seminer Organizasyonlar...

c)    Kendi yerel servisini verecek büyüklükte olmayan tur operatörlerinin yerel servislerini vermek...

SONUÇ; 50.000 TL + 4 MASA + 3 PC + 1 TABELA İLE BİNLERCEDEN BİRİ DEĞİL, TURİZMDE ‘’ADAM YERİNE KONULMAK İSTEYEN’’ YURTDIŞINDA KENDİSİ ÜRETİR, ÜRÜNÜNÜ KENDİ DÜKKANINDA DA SATAR, KOMİSYONLA DA SATTIRIR, YOLCUYU KENDİSİ GETİRİR, YEREL SERVİSLERİ KENDİSİ VERİR... 
Selamlarımla,

MAKALE YORUMLARI
  • Yosi
    Of of of... Üstadım ne yazmışsınız!!
    05.08.2019
Sizde Yorum Ekleyin