EĞİTMEZSENİZ, GÜN GELİR TUTARSINIZ

Uzun yıllar önce okuduğum ve otelcilikte eğitimlerde sık sık kullandığım ilginç bir hikayeyi sizinle paylaşmak istiyorum.

 Şöyle ki; 1990 ların başında Hollanda’nın Schiphol havalimanı yetkilileri Erkek tuvaletlerinin sürekli olarak kötü kokması ve erkek yolcuların pisuvarları kullanırken dikkatlice kullanmamaları sebebiyle sağa sola sıçratmalarından dolayı çok yoğun kirlilik ve kötü koku oluşmasına sebebiyet verdiğini farketmişler ve bunun çözümü ile ilgili asılan duyuralar ve daha sık temizleme gibi çözümler maalesef başarısızlıkla sonuçlanmış.

Bu problemle başa çıkma yollarını ararken Jos Van Bedoff isimli bir teknisyen tarafından dahice bir fikri önermesi üzerine çözüm bulunmuştur. 

Teknisyenin önerisine göre, pisuvarların en uygun noktasına konulacak uygun bir sinek resmi insanları pisuvarları kullanırken buraya nişan almaya yöneltecek ve etrafa sıçramaların önüne geçilebilecektir. 

Jos Van Bedoff 20 yıl kadar önce askerliğini yaptığı sırada keşfettiği içinde kırmızı leke bulunan pisuvarın daha az kirlenmesinden yola çıkarak farkettiği bu durum uygulamada inanılmaz olumlu sonuçlar veriyormiş ve temizlik giderlerinden %80 tasarruf sağlanmış. 

Ayrıca müşterilerin memnuniyetlerinde de inanılmaz iyileşme sağlanmış

Aslında teori basit, psikologlarında dediği gibi insanlarda doğuştan itibaren “nişan alma içgüsü” vardır. 

Bu sebeple elimizdeki bir kağıt parçasını çöp kutusuna eğilip atmak yerine uzaktan atmayı yeğleriz. 

Bu önerinin kabul görmesi sayesinden şu anda hemen hemen tüm dünya havalimanları başta olmak üzere, bir çok toplu kullanım alanlarında alışveriş merkezlerinde, otellerde üzerinde sinek resmi olan pisuvarları görmek mümkün. 

Belki de sizinde farkettiğiniz ama neden orada olduğunu bilmediğiniz bu resmin gerçek hikayesidir bu. 

Yoğun bir sezona hazırlandığımız bugünlerde gerek personel motivasyonunu, gerekse misafir memnuniyetini üst düzeye çıkarabilmek için aslında yukardakine benzer basit ama etkili çözümler bulmak mümkün. Yeter ki; her kademedeki çalışanlarımızın sesine kulak verelim.

Yine bu konuyla uyumlu olduğunu düşündüğüm çok bilinen bir fıkra ile yazımı sonlandırmak istiyorum.

Doğu illerindeki bir ağanın en büyük zevki, kar üzerine çişiyle imzasını atmakmış. 

Bu nedenle kar yağmaya başladığı andan itibaren köyde hayvanlar dahil hiç kimse sokağa çıkamazmış. 

Kar biraz kalınlaşınca, ağa sırtına kürkünü giyer ve köy meydanına gelirmiş. Yanında da en yakın yardımcısı Haso. 

Ağa sırtını köye doğru döner sonra sorarmış: 

- 'Ula Hasso, ahali bakiy mi...? '

- Hasso cevap verirmiş:

- 'Evet ağam, hepisi de bir olmuş, pencerelerden bakir.' 

Ağa çisiyle karın üzerine imzasını atarmış 'Abdullah Cizrelioglu'.

Sonrada bir nokta koyarmış ve sorarmış: 

- 'Hala bakirler mi....? ' 

-'He ağam, hem bakirler hem de çılgın gibim alkıslirler.' 

Her sene aynı tören sürermiş. 

Aradan 7 yıl geçmiş. 

Ağa yine, kar tuttuktan sonra, çıkmış köy meydanına. 

Sormuş Hasso'ya: 

- 'Ahali bakir mi...?' 

-'He ağam, bakirler, köpekler, kediler bile camdadır.' 

Ağa 'Abdullah' diye adını , arkasından 'Cizrelioglu' diye soyadını yazmaya başlamış ki; 
kalakalmış, çünkü yaş gereği prostat....! 

- Halka rezil olmak var. 

Alçak sesle Hasso'ya sormuş: 

- 'Bakirler mi...?' 

- 'He ağam, bakirler de, sen ne diye durdin öyle.....? ' 

Ağa çaresiz: 

- 'Ula gel yanıma, arkanı dön ahaliye, tamamla şunu.' diye emretmis. 

Hasso bir an durmuş, sonra çişini yapmaya hazırlanmış ve ağanın 
kulağına eğilip : 

- 'Ağam' demiş, 'Kırk yıldır kafama vurdin, salak dedin, sırtıma vurdin aptal dedin. ha bu kulun okumayi yazmayi sökemedi ki, 
hele bi ucuni tut da yazının devamını sen yaz.' 

İşadamı Cem Boyner, çalışanlarıyla ‘'kurumsal ayar" için paylaşmış bu hikayeyi. Yükselişi devamlı kılmak için. Sonuna da ‘'Eğitmezseniz, gün gelir tutarsınız'' diye getirmiş mesajının arkasını.
 

MAKALE YORUMLARI
Sizde Yorum Ekleyin