İlk Kadın Uçakçı

İlk Kadın Uçakçı

Özgün araştırmasına dayalı hazırladığı ve sürekli güncellesipi içeriğini "Ulusal Havacılığın Gelişim Sürecinde Türk Kadını" isimli konferansla ilk defa Türk ve Müslüman kadının uçakla ilk uçuşunun yüzyıl dönümünde Aralık 2013 başında İTÜ'de sunan  Uçak Mühendisi Can EREL, on yıllardır sürdürdüğü havacılıkta toplumsal cinsiyet dengesi geliştirme çabaları ile de ulusal ve ukıslararası ödüllere sahip bir havacı.

Kendisinin, “İlk Türk Kadın Pilotumuz Bedriye Tahir Gökmen” ile ilgili olarak yıllar önce kaleme aldığı “Bacı Bedriye Derlemeleri” başlıklı yazısında,

Yazar İffet Halim’in 1933 yılında “Havacılık ve Spor dergisinde kaleme aldığı ve Kanatlılar Dergisi  Etüd Bürosu tarafından bu derginin 3’üncü sayısında da “Türk Kızlarında Havacılık Sevgisi ve Başarı Hasleti” başlığı ile yayınlanam  “İlk Kadın Uçakçı” yazısı


Forum Gerçek üzerinde  "Türkiye'nin İlk Kadın Pilotu - Bedriye Tahir Gökmen" başlıklı paylaşım,
yer alıyordu; dikkat çeken bu iki yazıyı sizlere de sunmak istedik.

(*) O konferansın hazırlandığı özgün araştırmamın içeriğinde 2017 yılı başı itibarı ile bulunanlardan oluşturulan konferans tanıtım filmine

https://youtu.be/tyW0oE8eb3A

linkinki ile ulaşılabilir.

Türk kadını deyince insanın her şeyden evvel istiklal savaşı hatırına geliyor. Düşman karşısında ve ateş altında Mehmetçiğe azık ve kurşun taşıyan, yaralarını şefik ellerile sardıktan sonra, sırtında saatlerce, of demeden, sargı yerlerine koşturan bu sıcak yurdun kahraman kızları havacılıkta da ağabeylerinin yanlarında layık oldukları yerleri almakta hiç gecikmemişlerdir. 

Bu kahraman ruhlu dişi insanların hasletinden hangi birini bir istisna olarak ele alabiliriz? 

Hepsi birbirinden kahraman olan bu temiz kızlarımıza, şu veya bu hadiseyi örnek diye ortaya koymaya hiç lüzum var mı? Hayır. Biz yalnız, kızlarımız arasında ilk kız tayyarecimiz BEDRİYE GÖKMEN Bacı’yı tarihe saygı olarak ele alıyoruz ve onun hakkında sayın İffet Halim’in 1933 yılında “HAVACILIK ve SPOR” dergisinde kaleme aldığı güzel bir yazısı ile sayfalarımızı tezyin ediyoruz.

İlk Kadın Uçakçı İffet Halim (1933)

Yeni Türkiye’ye yakışır bir enerji gösterdiğinden dolayı çok takdir ettiğim Vecihi beye bir mektup yazdım ve mektebinde yetiştirdiği ilk kadın uçakçının duygusunu, ülküsünü birkaç not içerisinde sordum.

Vecihi bey büyük bir nezaketle bana bu yardımda bulundu ve talebesinin duygularını ve düşüncelerini ilişik olarak bana gönderdi. 

Aşağıda onları Bedriye Tahir H.ın ağzından dinleyelim.

 “Tayyareci olmak duyulan arzunun başlıca sebebi, uçmak hissinin insanların yaradılışında olmasıdır. Buna en büyük delil bundan yüzlerce sene evvel insanların kimi kanat takarak, kimi barıtla ve daha birçok vasıtalarla uçmağa teşebbüs etmiş olmaları ve bu uğurda birçok kurban vermeleridir.

Çocukluğumdan beri kuşların uçuşlarını, kanat çırpıntılarını, dönüşlerini büyük bir dikkatle seyreder ve bundan zevk alırdım.

Tayyareleri seyrederken tatlı bir heyecan duyar ve bu insanlar ne mesut, ben de böyle uçsam diye düşünürdüm.

Benim nazarımda tayyareciler insanlığın fevkinde büyük bir kudret sahibi kimselerdi. Onlara karşı kalbimde büyük bir hayranlık ve hürmet hisleri dolu idi, benim için onlar bambaşka birer varlıktı.

Gazetelerde tayyareciliğe ait en küçük bir yazıyı bile kaçırmazdım. Bütün emelim bir kerecik olsun tayyareye binmekti. Bazen kendimi tayyareci olmuş farzeder, birçok tehlikelerle karşılaşır, hiç korkmadım ancak paraşütle atlamağı tahayyül ettiğim zaman irkilirdim, fakat ilk uçuşumdan sonra bu korku da tamamen zail oldu, bu gün paraşütle atlamak için zerre kadar tereddüt etmem.

Bu meslekte hissedilen heyecanlar öyle gariptir ki, anlatılmaz ancak hissedilir; bunun için de uçmak lazımdır. 

Şunu söyleyeyim ki, bir tayyareci, yalnız havada uçmaz. O her zaman ve her yerde uçar. Meselâ, vapurda, tramvayda, otomobilde, hatta yürürken bile uçar. Benim rüyamda uçmadığım gece hemen hemen yok gibidir. Bir tayyarecinin bindiği her vesait-i nakliye onun için tayyaredir. Ve o vesait-i nakliyenin her hareketinden tayyareci, tayyaresinde imiş gibi kendi kendine kumanda eder.

Tayyarecilik öyle tatlıdır, öyle caziptir ki, bu mesleğe intisap eden bir daha ayrılamaz.

Tayyarecilikteki ülküm iyi bir tayyareci olmak. Türk kadınlığının bu sahada diğer milletlerden geri kalmayacağını göstermek ve memleketimde tayyareciliğin ihyası için çalışmaktır.”

Türkiye havasında uçmaktan duyulan bu sevginin, bugün bir Türk kadını tarafından anlatılabilmesi, bizim için cidden bir adımdır.

Bu duyguyu inceleyecek olursak, yeryüzündeki hız ve hareket mefhumunun, bir uçakçıda nasıl bir karakter meydana getirdiğini görürüz. Bu karakter yeni insan karakteridir ve bu meslek, yeryüzü gidişinin en yenisi ve en Şövalyece olan mesleğidir.

Gençlerimize, hayali değil, hakiki ufuklar açıldı, kadınlığımızın yükselişini maddeten görebilecek hale geldi.

Benden yeni Türkiye’ye ve onun yeni çocuğu Bedriye H.a daha yükselişler ve Vecihi beye tebrikler.”
 

MAKALE YORUMLARI
Sizde Yorum Ekleyin