JEIN... Sıfır vaka da olsa muhtemelen aynı sonuç çıkacaktı...

Türk heyetini maskelerle ve diplomatik bir nezaketle ağırlayan Almanya Dış işleri Bakanlığı, Türk tarafının talep ve önerilerine diplomatik bir dille “ şimdilik mümkün değil” cevabı verdi.

 


Her iki bakanın birbirine ön isimleri ile hitap etmesi, konuşurken sürekli birbirlerine bakarak atıfta bulunması, kelimelerin özenle ve dikkatle seçilmesi tarafların karşı tarafı küstürmeme ve kırmama niyetinde olduğunu gösteriyordu.


Her ne kadar Alman Bakan cevabı, AB ile ortak kararlar almak ve Robert Koch Enstitüsünün akademik verilerine dayandırmak üzerinden verse de, taraflar olumsuz cevabın gerçek açıklamasının bu olmadığını gayet iyi biliyorlar.


Bu kararla Almanya 14 gün daha kazandı ve sanırım bu süre için “ sizdeki gelişmeleri yakından takip edeceğiz” görüşünü bildirdi. 

Ancak gelişme derken sadece korona vakalarını kast etmediğini çok net belirtti. 

Zaten basın toplantısında da Suriye ve Libya konuları neredeyse korona vaklarından daha çok konuşuldu.


Mevlüt Çavuşoğlu’nun konuşmasından kafamızdaki bütün konuları karşı tarafa aktardığı anlaşılıyor. Özellikle ‘objektif değilsiniz’ çıkarımı çok net.


Almanya’nın dün sınırları kaldırması zayıf bir ihtimaldi. Zira iki gün önce AB daha önce içinde Türkiye’nin de bulunduğu 18 ülkenin uçuş trafiğini başlatan listeyi 15 ülkeye indirerek Türkiye’yi dışarıda tutması dünkü kararın taslağı gibiydi.


Çok sık tekrar ettim ama bir kez daha tekrarlayacağım: ‘önce İtalya, İspanya, Yunanistan ve Nordsee bi dolsun’ gerçeği kabak gibi ortada. 

Bu ülkelere ilk turistler daha 2 gün önce gitmeye başladılar. Ama ne gariptir ki Nordsee yoğunluktan sahilleri kapama veya kısıtlama kararı aldı, Yunanistan ve İspanya uçuş prosedürlerini barkodlu sistemle zor ve meşakkatli hale getirdiler. İtalya’da henüz turist yok.


Başka önemli bir konu da bahsi geçen ülkelerin yerel halkları turist gelmesine hala olumlu bakmıyorlar. Kimsenin gözü o kadar kara değil. Zaten hazır da değiller. Sadece yere mesafe şeridi yapıştırarak tedbir algısı yaratılıyorlar o kadar. Onlar da sorumluluk kişinin kendisine yükleniyor. ‘Sen dikkat et, mesafeni koru, maskeni tak, elini yıka, kalabalığa girme vs..’gibi.

Bizde ise ‘bütün bu işleri biz senin için yapacağız’ çalışmaları yapılıyor. Neredeyse ‘ver ellerini yıkayalım’ titizliğindeyiz.
Bu şartlar dahilide labirentteki geçişler Türkiye’ye çıkıyor...


Bence dünkü hamle çok doğruydu ve bunun sonucunu bugün almamız beklenmemeli. Almanları tanıyanlar yazının başlığını iyi bilirler. 

Ne evet ne hayır demek istemedikleri durumlarda işi birazda sempatikleştirmek için ‘jein’ derler.


Şimdi dün başlatılan bu diyaloğu önümüzdeki 14 gün boyunca sürdürmek, karşılıklı fikirleri ve tavsiyeleri almak gerekiyor.


Çok yakın bir gelecekte Almanya bu kararını revize edecektir. Zira Türkiye kadar, Almanyadaki milyonlarca insanda (Türk Vatandaşları ve Türkiye’ye gelmek isteyen Almanlar yaklaşık 7-8 milyonu buluyor) bir an önce Almanya’nın Türkiye’ye kapılarını açmasını bekliyor.
Aylardır bekliyoruz, on dört gün daha bekleyeceğiz...


 

MAKALE YORUMLARI
Sizde Yorum Ekleyin