Karamsar Kasım!

Bütün dünya hem ekonomik hem siyasi birçok krize tanıklık etmiştir. Tüm bunlara karşı antikorlarımız var. Ama pandemi bambaşkaydı, şu ana kadar kimse tecrübe etmemişti. 

Bütün hayatı ve insanların psikolojisini her bakımdan etkiledi.

Yüzlerce tesisi, on binlerce çalışanı olan, sağladığı istihdam ve ekonomik olarak hayatın her yerine nüfuz etmiş bir sektörün, Turizm sektörünün faaliyetlerini sağlıklı bir şekilde sürdürebilmesi çok kritik önem taşıyordu. 

Haziran başında “yeni normal” süreci ile başlayan turizm hareketi Kasım ayının ortasına geldiğimizde sona yaklaştı.

Temmuz’ da Antalya’ya gelen turistleri görünce yavaş yavaş kapılarını açan oteller, Ağustos ayında Rusya’nın uçuşlara açılması ile birlikte bu yaz açmayı düşünmeyen bir çok tesise umut oldu. Açılan tesislerin birçoğu açtığına pişman olmadı. Açıp, doğru strateji izlediği için çok mutlu olan işletmeler bile oldu.

Pandemi döneminde “Güvenli Turizm Sertifikası” ülkemize gelecek tatilcilerin güven duymalarını sağladı. Başta Kültür ve Turizm Bakanı olmak üzere Devlet büyükleri ve sektör paydaşlarının işbirliği ile tur operatörü, gazeteci, bürokrat ve sektör ile alakalı iş insanlarını ülkemize getirerek aldığımız sağlık ve hijyen önlemlerini bizzat yerinde göstererek daha fazla turistin gelmesine yol açtılar. Bu önlemlerle sağlıkla ülkesine dönen tatilcilerin paylaşımları çok önemli bir unsur oldu.

Bazı ülkelerin seyahat uyarıları olmasaydı daha fazla turist ağırlayabilirdik! 

Hep söyledim, söylemeye devam edeceğim, bir her zaman sıfırdan büyüktür. Mart ayında tamamen bitmiş bir sektör olan turizm dünyanın birçok destinasyonu kapalıyken büyük bir mücadele vererek müthiş bir iş çıkardı. 

Burada kimse gelen turist sayısını geçmiş yılları ya da kişi başı geliri vs. sorgulamasın. Sorgulanması gereken tek konu, dünyada turizm durmuşken hepsi olmasa bile neredeyse kapasitenin yarısını açabilmek ve ayakta kalabilmek çok büyük bir başarıydı! Sadece arkanıza yaslanın ve Nisan ayına gidin, aramızda kaç kişi böyle bir sezon öngörüyordu, kaçımız bu yaz bir turizm bekliyordu işte bu sektör bu enerji bu tecrübe Haziran başında ayağa kalktı. Çok eleştiri oldu ama sektör doğru yaptı. Gelecek yılın yatırımını yaptı. 

Dünyanın durduğu bir dönemde Türk Turizmi durmadı, büyük bir mücadele örneği göstererek önce tesislerini sonra sınır kapılarının açmasına olanak sağladı. Büyük bir enerji ile geçmiş yıllara oranla %70-80 azalsa bile ben oyunda varım dedi.

Gönül isterdi ki yine eski yıllar gibi olsaydı, yine rekorlar kırsaydık ama olamadı. Çünkü kriz küresel. Krizin adı Covid. Bu virüs çok sevdiklerimizi bizden aldı. 

Sevdiklerimize sarılmak, öpmek silah oldu. İşte böyle bir dönemde ayakta kalmaya çalıştık. 
Pandemi döneminde verilen devlet destekleri çok tartışıldı. Ancak bu teşvikler alınırken verilen mücadeleyi umarım zamanı geldiğinde sabahlara kadar emek harcayan büyüklerimiz anlatır. Çünkü birçok kişinin bilmediği o kadar çok şey var ki; o destekler bir anda hop alın size KSÇÖ ve diğer ödenekler denmedi. Günlerce yapılan çalışma, kavga ve hatta çok büyük bürokrasilerden sonra elde edilen kazanımlardı. 

Evet tüm bu mücadeleyi veren meslektaşlarımız büyüklerimiz bu desteklerin az ve yetersiz olduğunu anlattılar. Ancak alınan destek bu kadar oldu ve birçok turizm emekçisi bununla yetinmek zorunda kaldı. Ama unutulmamalıdır ki; Mart ayı sonunda şehirde sadece 4 tane açık tesis kalmış ve hepimiz evde oturmaya mahkum edilmiştik.

Dünyanın durduğu bir dönemde çok geç ama çok hızlı bir giriş yapan turizm Kasım ayının ortasına geldiğimiz şu günlerde tarihinin en zor kış sezonuna hazırlanıyor. Evet hiçbir zaman kış bu kadar karanlık olmamıştı. Ama bu Covid virüsünün yine çıldırmış olması nedeniyle ana tedarik pazarlarımızın hemen hemen hepsinde şu an seyahat uyarısı var. Sadece Rusya ve Ukrayna şu an gelmeye devam ediyor. Bu sayıda çok az olduğu için Ekim ayı sonu itibariyle Temmuz’ da büyük bir hızla başladığı yolculuğu aynı hızlı bitirdi.

En büyük umudumuz son birkaç gündür yoğun bir şekilde gündemde olan aşı! Evet bir aşı dibi vurmuş turizmin en hızlı şekilde ayağa kalkmasını sağlayacak. Bizlerde eskisi gibi aynı inanç ve azimle işimizi yapmaya devam edeceğiz. Yine eskisi gülümsemek sarılıp kucaklaşmak, bizi biz yapan değerlere sahip çıkacağız.

Pandemi döneminin bize verdiği en büyük ders sağlıklı olmak / kalmak! Düşünmeden nefes almanın özgürlüğü ne büyük zenginlikmiş bunu daha iyi anladık.

2020 tüm ağırlığıyla dünyanın kalbinin üzerine oturmuş gibi..

Tüm dünya bu yılın bir rüya olduğunu ve bu rüyadan uyanmak istediğini farklı şekillerde dile getirmekte! Hatta bunun rüya değil karabasan olduğu konusunda herkes hemfikir gibi. 

Bu rüyanın bitmesini istiyorsak, Covid’ i en hasarsız olarak atlatmak Maske – Mesafe – hijyenin önemi ile mümkün olacaktır. 

Maske takalım, Can almayalım..

 

MAKALE YORUMLARI
Sizde Yorum Ekleyin