KENDİ AYAĞIMIZA KURŞUN SIKMAYALIM

Antalya sadece Türkiye’de değil dünyada adından söz ettiren bir turizm noktasıdır. Her geçen gün popüleritesi artmaktadır. Daha önceki yazılarımda bahsettiğim gibi atık konusunun ne kadar önemli olduğunu Marmara ve İstanbul’da yaşanan musilaj sorunu ile bir kez daha konunun ciddiyetini ortaya koymaktadır. 
Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü, nisan ayında başlayan 2019 yılı turizm sezonu öncesinde verilerle Antalya turizmini değerlendirdi. Bu verilere göre, son derece kaliteli ve yeni turizm tesislerine sahip Antalya, Türkiye'nin en çok otel sayısına sahip kenti konumunda. Kültür ve Turizm Bakanlığı belgeli toplam konaklama tesis sayısı 889 olarak açıkladı. 


Bu tesislerden 407'si 5 yıldızlı otel ve tatil köylerinden oluşuyor. 218'i 4 yıldızlı, 120'si 3 yıldızlı, 37'si 2 yıldızlı, 9'u 1 yıldızlı, 40'ı apart, 22'si özel konaklama tesisi ve diğerleri şeklinde sıralanıyor. Türkiye genelinde 1 milyon 200 bin bakanlık belgeli yatağın yüzde 42'sine sahip Antalya'da 889 otelde, 232 bin 361 oda ve 500 bin 583 yatak bulunuyor.


Antalya'da belediye belgeli 1910 adet konaklama tesisindeyse 128 bin yatak var. Bakanlık ve belediye belgeli konaklama tesislerindeki toplam yatak sayısı ise 628 bin. Toplamda 2 bin 799 konaklama tesisinde 291 bin 700 oda ve 628 bin 660 yatak bulunuyor. 2019 verilerine göre bir yılda Antalya’ya gelen yerli ve yabancı turist sayısı yaklaşık 20 milyon civarında. Bunun yaklaşık 16 milyonu yabancı turist.


Antalya İli sahip olduğu 206 Mavi Bayraklı plaj ile Dünyada en çok Mavi Bayrağın olduğu kent ünvanına sahiptir.
Mavi Bayrak Ödülü konusunda plajlar için 33 ve marinalar için 38 kriter bulunmaktadır.
Antalya’da 3 adet liman bulunmakta olup limanların atık alım tesislerine liman dışı sefer yapan yolcu gemileri, 150 GT üstü petrol tankerler ile 400 GT üzeri diğer gemilerden Uluslararası MARPOL sözleşmesinde tanımlanan atıklar alınmaktadır.

Bir otel müşterisi ortalama günde 1 kg atık oluşumuna neden olmaktadır. Antalya’ya bir yılda ortalama 20 milyon civarında turist geldiği düşünülürse ortaya çıkan atığın bertarafı çözülmesi gereken ciddi bir konu olduğu tartışılmaz. 


Bu atığın % 70 civarı gıda atığıdır. Gıda atıklarının azaltılması için tesislerde sunumların planlanarak minimum zayide olacak şekilde yapılması gerekmektedir. 
Otel işletmelerinde gıda atıklarının meydana geldiği aşamalar; satın alma, depolama, mutfak, servis ve pişmiş ürün depolama sırasında oluşmaktadır. Mutfakta yemekler için ön hazırlıklar yapılırken, belirlenen ihtiyaçtan fazla yarı mamul hazırlanmamasına dikkat edilmelidir. Aksi halde, ihtiyaç fazlası olan yarı işlenmiş gıdalarda mikrobiyal gelişmeye bağlı bozulmalar veya kalite kayıpları meydana gelebilmektedir


Manavgat Örenşehir ve Kızılot Bölgelerinde Kanalizasyon sisteminin bulunmaması nedeni ile yerleşim yerleri (oteller, konutlar, tatil siteleri vb.) altyapıya bağlanamamıştır, bu münferit arıtmaların sayısının fazla olmaması dolayısıyla kirlilik unsurunun artmasına neden olmaktadır.


Atıkların işletmelerde kaynağından ayrılarak toplanması gerekliliktir. Daha önce bir büyükşehir belediyesinde yaptığımız çalışmada yapılan uygulamada atıkların kaynağından ayrılarak toplanmadığı gözlemlenmiştir. Bu da toplanan atıkların kompost yapılamamasına neden olmuştur. 


Özellikle plastik atıklarla ilgili Dünya Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF) tarafından hazırlanan bir raporuna göre Akdeniz'e dakikada 33 bin 880 plastik şişeye denk plastik atık karışıyor. Kıyılarına en fazla plastik atık vuran ülkelerin başında İtalya ve ardından Türkiye geliyor.


8 Haziran Dünya Okyanuslar Günü nedeniyle yayımlanan rapor "Plastik kirliliğini durduralım: Akdeniz ülkeleri denizlerini nasıl kurtarabilir" başlığını taşıyor. Rapordaki verilere göre Akdeniz'e her yıl 570 bin ton plastik atık karışıyor. Bu da dakikada 33 bin 880 plastik şişenin Akdeniz'e atılmasına denk düşüyor.

WWF'nin açıklamasına göre halen Akdeniz'de 247 milyar parça plastik atık bulunduğu hesaplanıyor ve önlem alınmazsa plastik kirliliğinin gittikçe artarak 2050 yılında 4 katına çıkması bekleniyor.
Akdeniz bölgesinde doğaya karışan plastik atıkların 3'te 2'sinden yalnızca 3 ülke sorumlu. Bu ülkeler sırasıyla Mısır (yüzde 42.5), Türkiye (yüzde 18.9) ve İtalya (yüzde 7.5).  
Akdeniz'e karışan plastik atıkların yüzde 80'i 10 yıl içinde karaya ulaşarak sahil ve kıyı şeridinde kirliliğe yol açıyor. Bu durum gelecek yıllarda nasıl tehlikenin beklediğini ortaya koyuyor. 


Gereken önlemler alınmaz ise, İstanbul ve Marmara’nın başına gelen Antalya’nın plajları içinde büyük bir tehlikedir. Ben bu konudaki tüm bilgi birikimlerimi paylaşmaya hazırım. Tüm Antalya halkı, turistik işletmeler en yakın zamanda bir eylem planı çıkarmak zorundadır. Ancak o zaman mevcut kirlilik oluşmadan gerekli tedbirleri alabiliriz. Çok geçmeden bir çalışmaya başlaması için Antalya belediyesine bu konuda büyük bir görev düşüyor. Kısacası kendi ayağımıza kurşun sıkmayalım.

MAKALE YORUMLARI
Sizde Yorum Ekleyin