Kentin duygu haritası

‘Kentin Duygu Haritası’ kulağa hoş geliyor değil mi?

‘Öğrenmek istiyorsan seyahat etmelisin’ Mark Twain

Mümkünatsızlara değil mümkünlere bakmalı insan. Mümkün olmayanlara sürekli bakmak; görüş açısı daralmalarına fikir vitamini eksikliği kaynaklı acılara neden olabilir bence.  Covid19 hayatımızın odak noktası son günlerde, hatta haftalarda… Küresel anlamda topyekûn bir mücadele mevzu bahis … 

Tüketim kültürü içinde var olma biçimini anı ıskalayarak ‘yetişme çabası’ içinde geçiren ‘insan’ için yeni bir dönemin arifesindeyiz aslında. İnsanın; evren ve doğa ile ilişkisi yeniden tanımlanıyor içinde bulunduğumuz süreçte… 

Dünyada ve tabi ki ülkemizde eve sığdırmaya çalıştığımız hayatlarımızla dünü, bugünü ve yarını düşünüyoruz. Ama ziyadesiyle hayatın ‘an’dan ibaret olduğunu yeniden anlatıyoruz belki de kendimize. Yaşam öncellerimiz değişiyor ve bu değişim devam edecekte.  Sosyal mesafe maskematik gibi kavramlar giriyor hayatlarımıza … 

Sağlıklı olmak ve hayatta kalabilmeyi her zamankinden daha çok önemsiyoruz artık. Hali hazırda kitle iletişim araçları içinde ağırlığını her geçen yıl arttıran sosyal medya da  bence altın çağını da yaşıyor şu günlerde. 

Sektör ve çalışma alanlarımıza ilişkin gelişim ve dönüşümleri izleme kanaat ve fikir önderlerini daha yakından tanıma şansına da sahibiz şu karantina günlerinde. 

Mümkünlere bakmak burada devrede işte. Tüketim tutsaklığını ve hepimizin derece derece yaşadığı sıkışmışlık duygusunu aşabilmek için çiçeklerimizi sular gibi fikirlerimizi sulamalı beyin tarlamıza iyi bakmalı ve üretime geçmeliyiz. En azından yeni bir versiyonla döneceğimiz hayatımızda iş hayatlarımızda revize planlarımızı düşünmeli kurgulamalıyız hepimiz kendi adımıza. 

54 sektörü ilgilendiren turizm dışarıdan, kısmen içeriden (yerel yönetimlerde idarecilik, habercilik ve yayıncılık hayatımla) ve son yıllarda da içeriden tam kalbinden bakma fırsatı bulduğum çok kıymetli bir sektör. Tüm disiplinlerin birlikte ve koordineli şekilde hareket  kabiliyetine sahip olması gereken bir alan. Turizmciler de tanıtım elçileri …

Son günlerde canlı yayınlarla daha yakından tanıma fırsatına eriştiğim çift ana dal sahibi gibi hem hekim hem de turizmci Sayın  Dr. Cem Kınay, sektörün farklı ve şahsına münhasır isimlerinden. Kendisini ‘Deneyim Tasarımcısı’ olarak tanımlıyor, kafası çağın ilerisinde bir adam. 

‘Mezopotamya Bir Buğday Başağıdır’

Geçtiğimiz akşam “Mezopotamya bir buğday başağıdır. Tohumdur yani, kendinden tohum” diyen Mardinli bir sanatçı ve masal anlatıcısını konuk etti sosyal medyadaki canlı yayının da. İlginçti. Kendisi aynı zamanda Mardin Bieaneli etkinlikleri çerçevesinde Mardin’in Duygu Haritasını oluşturan bir isim…Sayın Ebuburak Toparlı …

Kentlerin sözlü geleneklerinin yaşamasını ve yaşatılmasını kendine iş edinmiş bir gezgin ; bir düş yolcusu. Mezopotamya evet büyülü bir coğrafya. 2015 yılında Nemrut’un tepesinde güneşin doğuşunu izlerken hayran kaldığım Mezopatamya’yı kolay kolay anlatabilmek mümkün değil. Masal anlatıcısı Toparlı’nın tanımlaması beni mest etti diyebilirim. 

2019 yılında Netfix için çekilen ‘Atiye’ isimli dizi ile milyonlar yeni farkında olsa da orası insanın yaşamın başladığı yer Fırat ile Dicle arası kadim topraklar.  Koskoca bir tarih, bir hazine, hikaye mahzeni… 

Doğu genlerine sahip bir Akdeniz esintisi gibi gördüğüm şu naçiz ruhumla hikâyenin ‘esas özne’ olduğunu yıllardır düşünüyorum. Bizim bir hikayemiz var; bizim birçok hikayemiz var.  Her birimiz bir masalın yolcusuyuz, yoldayız ve yolun ta kendisiyiz aslında.

‘His, hijyen, hikaye’ üçlüsü 

Ülkemiz deniz, kum, güneş ile eşsiz güzelliklere sahip bir coğrafya. Kılıç kalkanla karşılanan turistlerden milyonlarla yolcu sayısına eriştik. Sektörde lider olan, sayılı özel destinasyondan biriyiz. Nereye baksak bambaşka bir gelenek, bir başka özgünlük var. Ama bunun ne kadarını doğru bir strateji ile anlatabiliyoruz? Bu mevzu; turizmin yıllardır süregelen mevzularından ama yaşadığımız şu süreçle değişen öncellerimizle mevzu yeniden gündemde. Gündemde kalması için çaba gösterenler var çünkü ışık oradan parlıyor.  Post corona süreci ve sonrasında turizmde tüm tanıtım materyal ve stratejilerimizi elden geçirmemizi kriz yönetimi ile ilgili değerlendirmeler yapacağımız günler de gelecek. Ki Türkiye; her krizle güçlenerek devam etmiş bir ülke yoluna.  

Siyasi değerlendirmelerin tamamen dışında vizyonel bakış açısı ile sektör adına bir şans olan Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Mehmet Ersoy’un ‘Göbeklitepe’nin ardından ‘Patara Yılı’ ilan etmesi bu konuda gösterilen duyarlılıklara çalışmalara kayıtsız kalmaması takdire şayandır. Çünkü bir turizm profesyoneli olarak; hikayeleri önemsemesi pazarlama stratejilerinde kültür öğelerinin önemine dikkat çeken bir yönetim anlayışına sahiptir.

‘Pamfilyanın Kalbindeydik’

Türkiye’nin turizm başkenti Antalya’mıza gelecek olursak, milyonları misafir ettiğimiz salonumuz deniz gören, yaylaya açılan bir kapısı, diğer odadan Torosları gördüğünüz küçük bir cennettir adeta. Hislerin, aşkın,mavinin her tonunun  kenti. Antalya’nın en büyük merkez ilçesi Muratpaşa Belediyesi’nde görev yaptığım sıralarda projelendirmekten mutlu olduğum bir çalışmada ‘Pamfilyanın kalbindeydik’ ifadesini kullanmıştım. Proje arkasının kısa filmi mevcut (https://www.youtube.com/watch?v=uQUAPGY0GCA) Yaşasın öykü ile başlar ayrıca. 

Yani mesele öyküde kendi öykümüzü anlamak ve anlatmakta. Kendimizdir birazda kentimiz. Üçü bir arada diyeceğimiz en gözde 3K benim için. Korkuteli-Kaş ve Kemer, Bu 3 ilçenin de bambaşka hazları bambaşka duyguları var… ‘Kentin Duygu Haritası’ deyince bile heyecanlanıyor insan. Mardin yazmış da Antalya’da yazılamaz mı?  Elmalı misal. Hamdi Yazır’ın hikayesi… 

Kuran-ı Kerim’i Türkçeye kazandırırken sahip olduğu duyguların bugüne gelen mirası ne hissettirir o mirasın içinde bir yaşam? Yine Elmalı’nın ortasında yer alan cami, Ömer Paşa Külliyesi ve onun sonsuzluğa uzanan minaresi... 1019 (1610) yılında Ketencizâde Ömer Paşa tarafından yaptırılış hikayesi…

‘Velhasıl turizm sevginin barışın yani hislerin dilidir’

Tüm bu hikayeler her ilçenin ayrı ayrı hikayeleri hisleri his haritası… Dijital mecrada izlense sanal müzesi olsa youtube kanalı olsa masalları anlatılsa… 

Kentimizin duygu haritasının ilçelerimizin hikâyesini yazsak, dinlesek, kuşaklara ve misafirlerimize anlatsak anlatım mecraları yaratsak. Misafirlerimize konaklama yaptıkları ilçelerimize göre duygu haritamızı armağan etsek. Topyekûn bir iletişim stratejisi ile hayata geçirsek. Corona sonrası artacak olan “All Higyene” duyarlılığına hissel duyarlılık ve yaşanmışlık eklesek güzel olmaz mı?

 İlgili sivil toplum örgütleri ve meslek kuruluşları konuya ilgi duyarsa öncülük ederse ‘Kentin Duygu Haritası’ projesinde yer almaktan, emek sarf etmekten onur duyarım iletişim kökenli bir turizmci olarak. Velhasıl turizm sevginin barışın yani hislerin dilidir öyle değil mi? 


 
 

MAKALE YORUMLARI
Sizde Yorum Ekleyin