Kim haklı? Kim haksız?

 Tüm sezonların en önemli aylarından olan Haziran ve Temmuz ayını geride bıraktık. Kuvvetle muhtemel Ağustos ayı da çok farklı olmayacak.

2020 yılı özellikle turizm sektörü için tam bir haber yılı oluyor. Her gün hatta her saat eski haberi çürütecek, başka
haberler duyuyoruz. Neye göre ve ne şekilde pozisyon alacağımız tam bir muamma. Pandemi dönemi süresince birçok kişi ve
kişiler bu sezon için senaryolar çizdi. Bu senaryoların ne kadar doğru ne kadar gerçekçi ya da öngörülebilir olduğu ise tartışılır.

 Turizm sektörüne gönül vermiş ve bu sektörde çalışmaya devam eden ve etmeye çalışan arkadaşlarla bir araya geldiğimizde bir
süre sonra doğal olarak’2020 Yaz sezonu’ (tabi kalan bir sezon var mı? Ayrı bir konu) nasıl geçecek ve bu durum daha ne kadar
sürecek gibi birçok konu konuşuyoruz. Konuşurken dikkatimi çeken birkaç konu oldu.

Bunlardan biri, Kısa çalışma ödeneği devam etmediğini düşünürsek ve yüz binlerce (belki daha fazla ) kişi ücretsiz izine gönderilirse insanlar bu miktar ile nasıl geçinir.

Bu şartlar altında kış dönemini nasıl atlatırız. Ya da atlatabilir miyiz?

İşten çıkarma yasağı ve ücretsiz izin yasasından dolayı işletmeye yıllarını vermiş kişiler ücretsiz izine gönderilmek zorunda
kalındığında, verilen ücretsiz izin ödeneği ile geçinilmesinin imkansız olduğunu düşünürsek, bu kişiler yeni bir iş arayışına girmesi kaçınılmaz bir gerçek olacaktır. 

Peki o zaman kişinin tazminat hakkı ne olacak !!

Bu bağlamda yaşadığımız krizi ve durumu sadece çalışan tarafından değerlendirmemek gerek. Konuyu yatırımcı tarafından
düşünürsek, Akdeniz bölgesinde kredisiz, borçsuz çalışan çok nadir yatırımcı var. O yüzden bu kriz yatırımcılar içinde çok zor.

Çalışanlarına ne kadar destek verebilir ve ne kadar dayanabilir? Bilinmez! Kriz araya girmemiş olsaydı, herkesi çok güzel bir sezon bekliyordu. Çoğu yatırımcı ve çalışan mutlu mesut yaşıyordu. Her şey yolunda gitseydi, zaten yatırımcı çalışanını işten çıkartmayı düşünmüyordu. Bu durumda yaşanan krizde yatırımcıya tazminat yükü veya tüm sorumluluğu yüklememek gerek. 

Yatırımcılar olmaz ise istihdam olmaz.

Bu durumu kendi lehine kullanmak isteyen art niyetli kimseler olacaktır. Dikkat etmek gerek !!!
Başka bir konu ise,

Birkaç Pazar açıldı ve ülkeye turist girişi başladı. Bu durum çok mu iyi oldu, kötü mü oldu bilinmez. İyi oldu denilebilir, çünkü en azından bir yerden normalleşmeye başladık. Kötü oldu denilebilir, çünkü arz talep dengesi o kadar istikrarsız ki, acenteler ve tesisler arasında fiyat savaşları başladı. Acenteler uçak fiyatlarını dibe çekti, tesisler konaklama fiyatlarını düşürdü. Fiyatların yavaş yavaş artması gerekirken, aksine gittikçe daha da düşüyor. Bu savaşta kimi şirketler açtı ve açtığı gibi tekrar kapattı. Kimileri dayanmaya çalışıyor. Peki daha ne kadar dayanacağız derken, normalleşme süreci hızlanır ve ülkeler arası uçuşlar açılırsa eylül, ekim, kasım çok güzel olacak ümidiyle dayanmaya devam ediyoruz.

En çok takıldığım konu başlığı ise COVİD-19 Virüsü ve hakkında yazılanlar,

Virüs ne zaman bitecek. Aşı bulundu, bulunacak. Aşı bulunsa da bir şey değişmez. Sürecin kısa olmasından dolayı tedirginlik
yaşayanların söylemleri, daha etkili ilaç bulunmalı diyenler vee diyenler… Kara deliğe çekilircesine bilgi kirliliğin içerisinde kaybolup gidiyoruz.

Peki bizler bunları konuşurken nereye varacağız, ya da ne yapacağız????????

Daha doğrusu bunca şey, yazılıp çizilenler ve konuşulanların hayatımıza ne gibi faydası olacak? Naçizane benim düşüncem,
En önemlisi, ilk olarak akıl ve ruh sağlığımızı koruyacağız. Sonra virüsün ve etkilerinin en az bir 6 ay daha süreceğini düşünerek, kendimize bir yaşam standardı belirleyip ona göre yaşayacağız. Son olarak ‘Her hayırda bir şer, her şerde bir hayır vardır’ deyip.

Krizin yarattığı olanakları görüp, kendi lehimize kullanmaya çalışacağız. Kısaca krizi fırsata çevirmeye çalışacağız. 

MAKALE YORUMLARI
Sizde Yorum Ekleyin