Kırık cam sendromu

Suçlular üzerinde araştırma yapan Amerikalı psikolog Philip Zimbardo, 1969 yılında ilginç bir deneye imza attı. Şehrin suç oranı en yüksek bir semti ile, yine şehrin daha yüksek yaşam standardına sahip diğer semtine plakaları olmayan 1959 model birer otomobil bıraktı.

Suç oranı yüksek olan semtte tahmin ettiği gibi araç birkaç saat içinde yağmalanmaya başlandı ve 24 saat içinde araç tamamen savaştan çıkmış bir hale geldi.  Şehrin standardı yüksek olan semtine bırakılan arabaya ise 1 hafta geçmesine rağmen hiç birşey olmadı. 

Bunun üzerine Zimbardo aracın bir camını kasıtlı olarak kırdı. Kısa bir süre sonra şehrin “düzgün ve saygın görünümlü” insanları da bu kırma ve parçalama işlemine katıldılar. Araç kısa sürede kullanılmaz hale geldi.

Yine bir başka çarpıcı bir deneyde 1979 yılında sırp performans sanatçısı Marina Abramoviç tarafından gerçekleştirildi. “Rhythm 0” adını verdiği gösterisinde sanatçının yaptığı aslında çok basitti. Olduğu yerde sabit durmak. Fakat bunun yanında gösteriyi izlemeye gelmiş olanların seçimine bırakılmış şekilde, bir masa üzerine bir çok farklı eşya ve materyal yerleştirilmiş ve bu malzemeleri izleyicilerin kullanabileceği belirtilmişti. Bu malzemelerin içinde çicekten, çikolataya, zincirden bıçağa kadar bir çok değişik materyal bulunuyordu. 

6 saat sürecek olan bu gösterinin başlangıcında aslında izleyiciler oldukça nazik ve iyi niyetliydiler. Kimisi masadaki gülleri kadının eline veriyor, kimi kek yediriyor, bazıları ise saçlarını okşuyordu. Ama zaman ilerledikçe performansın rengi değişti. İlk olarak izleyicilerden biri sanatçıya hafifçe bir tokat attı. Sanatçının gerçekten hiç tepki vermediğini gören fark edenler sanatçıya daha şiddetli davranmaya başladılar. 

Kimileri elle tacizde bulunurken, bazıları sanatçının üzerindeki kıyafetlerin makasla parçalayarak çırılçıplak bıraktılar. Daha sonra ise masa da bulunan bıçağı alarak sanatçının vücudunu çizmeye, sanatçıyı belli belirsiz bıçaklamaya başladılar. Olay öyle bir hale geldi ki; Masa da bulunan silahı alıp, alnına dayayanlardan tutunda, masaya yatırıp tecavüz etmeye kalkışan bile oldu. 

Vahşileşen çoğunluğa rağmen kalabalık içinde bulunan bir grup insan bu durumdan rahatsızlık duydular fakat cesaret edip bir eylemde bulunmadılar. Ta ki kalabalıktan çıkan bir kadının sanatçının gözyaşlarını silip, ona sarılana kadar. Kadının bu hareketinin ardından rahatsızlık duyan azınlık grup onu adeta koruma çemberine alarak, kıyafetlerini geri giydirdi, boynundaki ve vücudundaki kanayan yaralarını bantladılar. 

Bu iki olayda bize aslında ilginç ip uçları veriyor. “Kırık Cam Sendromu” adı verilen bu teoriye göre; İnsanların bir yerde düzen olmadığına veya düzenin zayıf olduğuna inanmaları, onların suç işlemek için bir sakınca görmemelerine ve sorumlu tutulmayacaklarını düşünmelerine sebep olmaktadır.

Newyork’un efsane belediye başkanı olan Giuliani’ye “Suçlularla mücadeleyi nasıl başardınız?” diye sorulduğunda;

“Metruk bir bina düşünün. Binanın camlarından biri bile kırılsa ve siz o camı hemen tamir ettirmezseniz, çok kısa sürede oradan geçen herkes bir taş atıp binanın diğer tüm camlarını kırar. Ben ilk cam kırıldığında hemen tamir ettirdim. Bir elektrik direğinin dibine veya bir binanın köşesine birileri bir çöp bıraktığında o çöpü hemen oradan kaldırmazsanız herkes çöpünü oraya bırakır ve çok kısa bir sürede dağlar gibi çöp birikir. Ben ilk atılan çöpü kaldırttım.” demiştir.

Bir sokağın suç bölgesine dönüşme süreci önce tek bir pencere camının kırılmasıyla başlar. Çevreden tepki gelmez ve cam hemen tamir edilmezse, oradan geçenler o bölgede düzeni sağlayan bir otorite olmadığını düşünür ve diğer camları da kırarlar. Ardından daha büyük suçlar gelir.

Yine yukardaki ikinci örnekte olduğu gibi, eğer bir yerde bir kişiye ufakta olsa bir haksız müdahele varsa ve buna ses çıkarılmıyorsa, daha sonra diğerleri bu haksızlığa ortak olmak ve kaos meydana getirmek için bilinçsizce davranışlarda bulunurlar.

Küçük düzensizliklerin meydana geldiği işletmelerde mevcut kuralların uygulanmamasından oluşan zaaflara ve yapılan haksız uygulamalara zamanında ve kati müdahelede bulunulmazsa bu işletmede çok  daha büyük zaaflar, kargaşa ve dedikodular meydana gelecek ve mevctu düzen tamamen yitirilmiş olacaktır. 

Düzeni sağlamakla görevli yöneticiler olarak tüm herkesin görevi, kendi sorumluluk bölgelerinde meydana gelen kuralsız davranışlardan kaynaklı hatalara derhal müdahale edilmeli ve bu düzensizlik büyüyüp kemikleşmeden ortadan kaldırılmalıdır.
 

MAKALE YORUMLARI
Sizde Yorum Ekleyin