Krizler gerçekten fırsat mı?

Son günlerin moda konusu Çin kaynaklı CORONA virüsü. Virüs sebebiyle hepinizin bildiği gibi Çin’den gelen turlar ile Çin’e doğru düzenlenen tüm turlar iptal oldu. Bu yazının yazıldığı an’a kadar da ülkemizde herhangi bir CORONA virüsüne rastlanmadı. TUROB Başkanı Sn. Müberra ERESİN’in açıklamalarına göre; virüs sebebiyle Çin pazarındaki kaybımız %70’i bulacak. Yılda 200 milyon Çinli’nin tatile çıkmakta ve ancak 450 bini ülkemize gelmekte.

Denilir ki Çince’de “kriz” ile “fırsat” aynı kelime ile ifade edilir. Burada ifade edilmek istenilen şey aslında her “kriz”in kendi “fırsat”ını doğurduğudur. Bu konunun daha iyi anlaşılması için bilindik bir fıkrayı sizinle paylaşmak istiyorum; 

Sovyetler Birliği zamanında bir Rus Yahudisi, zor da olsa, İsrail'e göç için yetkili makamlardan izin almayı başarır. Ülkeyi terk ederken gümrük görevlisi bavulundaki elbiselerinin arasındaki Lenin büstünü farkeder ve merakla sorar: Söyle bakalım! Bu nedir?”

Yahudi bu soruyu, kendisini olabildiğince heyecanlandırarak, “Yoldaş, bu nedir diye soramazsınız elinizdeki bu büste!” diyerek cevaplandırır. “Ancak, 'bu kimdir?' diye sorabilirsiniz!” diye devam eder yine heyecanını olabildiğince sürdürerek. 

Gümrük memurlarının cevabını beklemeden devam eder konuşmasına: “Bu Lenin'dir. Sadece Sovyet halkına değil tüm dünya emekçilerine umutlar ve mutluluklar getiren büyük liderimizdir o!”

Gümrük memurları bu heyecanlı konuşmasından sonra, “tamam yoldaş, yolun açık olsun!” diyerek uğurlarlar onu.

Rus Yahudisi 5-6 saatlik bir yolculuktan sonra bu kez Tel Aviv Hava Limanı gümrüğündedir. İsrail gümrük memurları da bagaj kontrolünde Lenin büstünü farkederler ve sorarlar: “Bu nedir?” 

Yeni vatanına gelmiş olmanın sevinciyle yine heyecanla cevaplandırır kahramanımız bu soruyu: “Bu nedir diye değil, 'bu kimdir' diye sormanız gerekirdi!” Ve yine İsrail gümrük memurlarının cevabını beklemeden sürdürür konuşmasını: “Bu Lenin'dir Beyler! İşte ben bu cani, bu diktatör yüzünden dedelerimden beri yaşadığımız toprakları bırakıp bu yeni vatanıma göç etmeyi göze aldım. Bu büstü yanıma alıp geldim ki, her gün karşısına geçip lanetler yağdırayım diye!” 

İsrail gümrükçüleri de başkaca bir soru sormayıp sevgiyle karşılarlar onu: “İşlemleriniz tamam efendim, yeni vatanınıza hoşgeldiniz!”

Artık İsrail vatandaşıdır. Tel Aviv'e yerleşir ve gelişini kutlamak üzere akrabalarını evine yemeğe davet eder. Yenilir içilir, şarkılar söylenir. Ortamdan sıkılıp etrafta dolaşmakta olan küçük yeğeni şöminenin üzerindeki büstünü görür ve merakla sorar amcasına: “Bu nedir?” 

Yeni İsrail vatandaşı yine heyecanla cevaplandırır yeğeninin bu sorusunu: “Bu nedir? diye değil, 'bu kimdir?' diye sormalısın! Bu 24 ayar 10 kg altını vergisiz, gümrüksüz buraya getirmenin aracıdır!” 

Fıkradan da görüleceği üzere, yaşanan ve başa gelen krizler aslında içinde başka fırsatları taşıyordur. 

Şöyle ki; Yukarı da belirttiğim gibi yaşanan bu kriz ile kaybetme riski ile karşı karşıya kaldığımız Çinli turist sayısı 450 bin. Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütünün 2018 verilerine göre Çin’e giden turist sayısı 63 milyon. Çin’e giden turistik grupların genellikle kültür turizmi ağırlıklı olduğunu da göz önünde bulundurursak, yapılacak en akıllıca iş, yaşanan bu virüs krizinden dolayı Çin’e gitmeyecek olan bu 63 milyon turistin (ki önemli ölçede bize 2 saatlik uçuş mesafesindeki ülkelerde yaşıyorlar) yeni kurulmuş olan “Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı”nı da devreye sokarak, Türkiye’nin Çin’den geri kalmayan tarihi ve kültürel değerlerinin tanıtımına ağırlık verilmeli ve kaybedilmesi söz konusu olan 450 bin Çinli yerine daha fazlası Türkiye’ye getirtilmelidir. Bu iş için önümüzdeki ilk fuardan başlayarak Türkiye’nin bu potansiyeli harekete geçirilmelidir. 

Sonuç olarak: İyi bir yönetici parayı, insanı ve bilgiyi iyi yönetebilen kişidir denir. Herhalde bunların içinde en önemlisi krizleri iyi yönetebilmektir. İşte o zaman “krizler” “fırsat” olur.

Kalın sağlıcakla...
 

MAKALE YORUMLARI
Sizde Yorum Ekleyin