PANDEMİ, ANA ÇOCUK SAĞLIĞI SORUNUNA DÖNÜŞÜR MÜ?

“Bir milletin gücü çocukların sağlığına bağlıdır.” M. Kemal Atatürk


Ülkemizde yüz yüze eğitimin başlamasıyla konu ile ilgili endişelerimizin olacağını daha önce yazmıştım. Endişelerimizin, bir öngörüden ziyade yüksek oranda gerçekleşmesi muhtemel sonuçlar olacağını söylemek çok zor olmayacaktır. Bekleyip, yakın zamanda yaşadıkça göreceğiz.


Delta Varyantlı Coronavirüsün yayılımının ve Coranavirüse bağlı günlük ölümlerin bu kadar yüksek seyrettiği bir dönemde yoğun insan hareketliliğini sebebiyet verecek öğrenci kayıt ve okul dönüşü hareketliliği yeni bir pandemi dalgasına kök neden olacaktır.


Tahminen 21 Eylül 2021 ve sonrasında daha belirgin etkilerini göreceğimiz yeni pandemi dalgasında, özellikle aile içi bulaşmaların artacağını, hastane yatış ve yoğun bakım ünitelerinde yoğunluğun yaşanacağını söylemek mümkün. Tüm bunlara ek olarak yorgun sağlık çalışanlarını da eklerseniz yeni pandemi dalgasının ayak seslerini duymaya başlayabilirsiniz.


Anne ve çocuk sağlığı birbirini etkileyen bir durumdur ve nüfusun büyük kesimini ilgilendirir. Annelerin sağlığı özelde çocuk sağlığını, genelde toplumun sağlığını ilgilendirir. Pandeminin etkisinin arttığı bu dönemde okulların açılması ile özellikle anne çocuk sağlığının olumsuz etkilendiğini görebiliriz. Bunun yanında evlerimizde aşısız yaşlı ve hamile bireylerin olması durumunda salgının seyri bizleri daha zor durumlara sevk edebilecektir. 


Hamilelerin çalışan olması iş hayatını da olumsuz etkileyecektir. Aşılanmamış ve yüksek risklere açık bu grubun virüse yakalanması hem iş gücünde hem de işyerinde birçok yeni şartların oluşmasını ve takibini getirecektir. Pandeminin başından beri hamile çalışanlara yönelik alınamayan tedbirleri de düşündüğümüzde riskli bu grubun tamamen kendi kaderlerine terk edildiğini görmekteyiz. Oysa büyük risk gruplarından olan hamilelerin acilen iki doz aşıyı olmaları halen gündemde yerini almadı.
Hamileliğin çok çok özel bir periyot olduğu, her bir doğumun mucize olduğu ve en önemlisi hamilelik süresinin geri dönüşümsüz bir süre olması unutulmamalıdır.
Tüm bunların üzerine kaybedilecek genç hamilelerin kayıplarını düşünmek bile istemiyorum. Nitekim Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 2 Temmuz-1 Eylül tarihleri arasında virüse yakalanan ve aşı yaptırmayan dokuz gebe kadının yaşamını yitirdiğini medyadan öğrendik. Yaşları 26-35 arasında değişen kadınların ortak özelliğinin ise gebeliklerinin 30. hafta ve üzerinde olduğunu da aktarmak istiyorum. 


Yüz yüze eğitime dahil olmuş aile ortamlarında aşısız her bireyin, özellikle yaşlıların da hamileler gibi yüksek risk altında olduğunu bir kez daha belirtmekte fayda görüyorum. Özellikle 50 yaş üstü grubun üçüncü doz aşılamalarını yaptırması önemli. Çin de okula giden çocuğu olan tüm ebeveynler iki doz aşı programına da alınmış durumdadır.. 


Evet, yüz yüze eğitimde gerekli ciddi tedbirlerin alınmaması durumunda aile içi bulaşıların artışına bağlı olarak dalga dalga ve artan oranda yeni pandemi dönemine gireceğiz. Eğitim ve içindeki aktörlerin doğru, güvenli sevk ve idareye yönlendirilmemesi halinde eğitim, ciddi bir halk sağlığı sorunu olarak karşımıza çıkacaktır. 
Amacımız okulları kısa bir süreliğine açmak olmamalıdır. Okullarımızı sürekli açık tutabilecek yaklaşımlarla tüm halk sağlığını içeren detaylı uygulamaların yapılması gerekliliği unutulmamalıdır.


İl ve ilçe hıfzıssıhha kurullarına bu dönemde çok önemli işler düşecektir. Kuruluş yapıları itibari ile bağımsız ve ilgili yöreye özgü güncel kararları alması gereken bu kurulların pandemi süresince merkezi genelgelerin dışına çıkamaması da ayrı bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır.

Tüm Cumhuriyet tarihinin en yoğun ve hızlı yasama faaliyetlerini yaptığı söylenen, özellikle bazı kanunlarda çok hızlı ve tekrar tekrar yeni düzenleme kararları alan yasama organımızın pandeminin başından beri bu konuda özel bir pandemi yasası çıkaramaması veya anıtsal bir yasa olan Umumi Hıfzıssıhha Kanununa ek hükümler ekleyememiş olması ayrı bir tartışma konusu olarak tarihteki yerini alacaktır. Bu konuda Almanya Federal Meclisinin hızlıca uygulamaya koyduğu Enfeksiyondan Korunma Yasasını yakından izlenebilir.


Pandemide tecrübelerimiz ile, sebep ve sonuçları daha net, detaylı gördüğümüz bugünlerde; Yeni yasama yılında yeni bir salgın hastalık mücadelesi kanununun çıkarılması, çıkarılacak yeni kanunda demokratik, bağımsız, ilgili yöreye özgü, bölge dinamiklerini iyi bilen kişi ve kurumların katılımını da sağlayan yapıların ivedilikle kazandırılması umudumuzdur.
 

MAKALE YORUMLARI
Sizde Yorum Ekleyin