Seyahat endüstrisinde hiç bir şey eskisi gibi olmayacak!

Aralık 2019 Çin’in Vuhan kentinde başlayan ve Mart2020 tarihinde pandemi ilan edilen Corona virüsünün tespiti ile seyahat dünyası birden değişti. İlk önce azaldı, azaldı ve bitene kadar tüm seyahat etkinlikleri durdu veya durduruldu. Daha sonra donduruldu, yasalarla durduruldu, uçaklar yerde, oteller kapalı ve insanlar evinde kaldı. Tüm bunlar 3ay içersinde başladı ve durmak noktasına geldi, oldu bitti, nefesler kesildi adeta. 

Bu anlatım ne bir Hollywood filminin başlangıç sahneler ne de bir Alfred Hitchcock kitabının ilk sayfalarını süsleyen cümler. Tamamen masmavi Dünyamızın üzerinde gerçekleşen üzücü manzaraların ta kendisi. Dünyamız değişti, daha doğrusu bütün Dünya ve bu Dünya üzerinde yaşayan 8 Milyar üzerinde vatandaşı buna an ve an şahit oldu, çünkü tüm kanallar ve tüm haber mecraları sadece bu konuyu tartışıyor ve haber ediyor oldu. 

Tabi ki Türkiye’de yaşayan bizlere, bu tv yayınları 24 saat değil sonsuza uzamış, bitmez tükenmez gibi geliyor adeta . Akdeniz insanını 24 saat dört duvar arasında tutmak zordur, ama 24 gün neredeyse hiç mümkün olamaz diye düşünenler, farklı bir zaman dilimi yaşıyor. 

Peki bu iş 4 hafta, değil 8 hafta, hatta 24 haftaya yani neredeyse 4-5 aya kadar uzarsa, ne olur? 

Gelen işin o halini ne ben sorayım, ne de siz düşünün. Bunu gerçekten hiç birimiz bu günden düşünmek istemeyiz. Ama düşünmek ve mecburi olarak yaşamak zorunda kalabilir miyiz, bunu kimse bilemez. Bilmesine bilemez de, ama kriz planı olarak, belki en kötü senaryosu olarak düşünmek aslında herkesin görevi, aileler, şirketler ve devletler düşünmek durumunda.

Korkunun ecele faydası, hiç olmadı ve yine yok. Başa gelen çekilir demek bize yakışmaz, tabi ki biraz da tedbiri elden bırakmamak ve sonrasını da düşmek, düşünmemiz lazım.

Sonrası derken neyin sonrası, Corona pandemisisinin sonrası elbette. Ama ne zaman işte bunu kimse bilmiyor aslında. Tek bildiğimiz, zaman birimi hep ‘‘2 hafta sonra yada 2 hafta içinde‘‘ olarak bugünlerde konuşuluyor. Biz bunu bir kaç  ‘‘2 hafta sonrası ‘‘ diye iyimser olarak ifade etsek dahi, tek kesin söyleyebileceğimiz dönüm noktası veya dönüşümün başlangıç noktası: Corona virüsüne karşı aşının bulunduğu gündür. 

O gün milat sayılacak ve o tarihin öncesi ve sonrası konuşulacak. O güne kadar ve o günden sonra, Seyahat endüstrisinde hiç birşey eskisi gibi olmayacak. Bu savaş bildiğimiz, okuduğumuz, korktuğumuz hiç bir savaşa benzemiyor çünkü. Silah yok, kann yok, sadece sinsice bulaşan ve sağlığı zayıf olanları öldüren bir virüs savaşı. Bu nedenle hiç bir şey eskisi gibi olmayacak.
Neden mi olmayacak, çünkü gerçek rahatlama ve derin bir nefes alabilmemiz, bulunacak o aşıya, o ilaca bağlı da ondan. Daha önce 2 metrelik sosyal mesafe kalacak, yüzümüzde maske ve ellerimizde eldivenler kalacak, kaybettiğimiz insanlar, yaşadığımız korku ve endişeler kalacak, televizyonu izlerken o anlamsız bakışlarımız kalacak velasıl tüm Dünya’da 2 kişiden fazla yanyana gelmesi neredeyse suç olarak algılanacak ve insanlar birbirinden uzaklaşacak. 

Tüm bunlar seyahat olgusunu tetikleyebilecek gerçekler gibi görünmüyor, tam tersine seyahate çıkmak için değil çıkmamak için çok daha fazla neden ve endişe var ve olacak. Bu yaz eğer yaz havası bitmeden, Corona biterse o zaman ilk turizm hareketi aile ve çiftlerin özel arabasıyla gidebileckleri noktalara başlar ve yaz tekrar biter. Bu arada 1-2 havayolu iflas eder veya kapanır, bir kaç tur operatörü de iflas eder, bir çok otel de hiç kapılarını açmadan tekrar kış uykusuna bürünür. 
Tabi ki Orta Avrupa ülkelerinden Almanya maddi açıdan daha şanslı, neredeyse tüm şirketler 5.000.- Euro ile 800.000 Euro arasında hemen yardım aldılar ve yavaş yavaş yaralarını sarmaya başladılar bile.

En azından gelecek endişesini azalttılar, çünkü bu krediler düşük faizle ve 10yıl süreyle hemen çıkartılıyor. Bu güzel hareket sadece kurtamak, desteklemez değil, aynı zamanda moral vermek ve üretimi, satışı, alışverişi ve tüm ekonomiyi harekete geçirmek demek.

 TUİ şirketi devlet tarafından kurtarılırken, FTİ gibi büyük şirketler de belki sermaye artırımı ile el değiştirecek ama ayakta kalacak görünüyor. Uçak seyahatleri belki iş seyahtleri ve özel seyahatler haricinde yine çok rağbet görmeyecek. Bırakın uçağa binmeyi insanlar belki asansörlere bile 2-3 kişiden fazla binmek istemeyecek. 

Tabi ki ilaç bulunana kadar, bu senaryolar yaşanacak. Otobüsler ve trenlerde mesafe ve koltuk ayarlamalar, aynı parlamentolarda ve işyerlerindeki gibi yapılacaktır. Uçaklarda masraf ve maliyet nedeniyle çözümler böyle kolay olmayacak, ne mümkün. Aslında daha düne kadar 500 kişilik uçak tasarımlarını hayal ediyorduk, daha fazla ve daha ucuza seyahat etmek için. Ne oldu? Evdeki hesap, çarşıya uymadı! 

Aslında büyük ve kurumsal şirketler daha çabuk önlem alır ve çözümler üretir, çalışalar da disiplinle uygular. Tabi sadece Turizm değişmeyecek, otomotiv sanayısı de değişecek, ilaç sanayısı de değişecek, üretimler biraz daha Avrupa’ya geriye dönecek, yeni istihdam yaratılacak. Sınır ötesi üretimler ve en ucuz üretim tek kriter olmaktan çıkacak. Silah sanayisi de umarız değişir ve biraz daha faydalı savunma sistemlerine yatırım yaparlar. Bu çözemleri iş hayatımız ve üretim için düşünelim, tüm Dünya biran evvel düşünmek zorunda. Biran evvel ekonomi tekrar ayağa kalksın ve ilk önce normalleşmesi gereken gelirler ve çalışma hayatı normale dönsün. Yaralar sarılsın, yüzler gülsün, insanlar ilk önce sokağa çıksın, sonra da adım adım ilerlesin. İsteyen tabi ki tatile de gitsin, ama neyle onu göreceğiz, bence uçakla fazla olmayacak, en az bu yaz için olmayacak. Arvupalı insanın canı değerli ve zaten herkes yeterince dinlendi, evde ister istemez. 

Zaten 2-3 ay karantinadan sonra insanlar tekrar sokaklara, mağazalara, barlara, restaurantlara, sevdikleri insanlara, dostlara, bira ve şarap çeşitlerine kavuşunca, tüm sokaklar tatil, tüm çimler plaj ve tüm havuzlar Deniz olacak bu insanların gözünde. 

Peki Güneş ne olacak diye soranları duyuyorum arka sıralardan, Güneş mi? 
Güneş bu kadar sıkıntılı günlerden sonra zaten herkesin kalbinde kendiliğinden açacak…ve artık açmalı. Ancak seyahat sektörü kendiliğinden eski haline dönmeyecek, turistlerin dönmesi için de konseptler ve kafalar değişecek başka çare de kalmadı. Kaldığını zannedenler, mağlesef sadece sınıfta kalır. Ama sizler kalın sağlıcakla.

MAKALE YORUMLARI
Sizde Yorum Ekleyin