Sivil havacılıkta bir adım daha ileriye

Qantas Avustralya H.Y., 787-900 Dreamliner ile Londra – Sydney DİREK uçuşa başlamak üzere uçuş denemesini başarıyla tamamladı... 

‘’Kuş Uçuşu’’ 10.500 mil / 17.000 km... 180 – 240 yolcuyla 19,5 saatte Londra’dan Sydney’e direk uçabilecek... Avrupa, Asya ve Avustralya Kıtaları aşılacak... 21 saat süren Londra – Perth (Batı Avustralya) – Sydney ve 22 saat, Londra – Singapur – Sydney uçuşlarını yine Qantas yapıyordu...  Atlantik/Pasifik – Amerika) üzerinden direk uçuş ‘’henüz’’ mümkün değil... Mesafe 13,000 mil / 20,800 km... 

Halk Otobüsünden tek farkı ayakta yolcu almaması olan ‘’HALK HAVAYOLLARI’’ EasyJet, Ryanair, Jet2, Pegasus, Sunexpress vs. zaten bu işlerin dışında... 6 – 10 saat Uzun / Long Haul, 11 – 16 saat Çok Uzun / Very Long Haul ve 17+ saat En Uzun / Extra Long Haul uçuşlarındaki toplam satışın %5,2’si First ve Business Sınıfı yolcular, uçuş maliyetlerinin %30'unu karşılamaktadır... Çoğu ulusal, büyük havayolları, Son 20+ yıldır kabin tasarımları ve satış stratejilerini buna göre tespit ediyorlar... 

250+ yolcu kapasiteli uçakların kabinlerinde kullanım alanları şöyle; A380, A330, A350, B777, B787,  60 – 80 m arası uzunluk, 5 – 6,5 m genişlik ve 2,00 – 2,40 m yükseklikte... Uçağın %30’u 100 m2, 50, %70’i 200 m2, 250 yolcuya tahsis... 50 yolcu, kişi başına 2 m2, 250 yolcu kişi başına 80 cm2 kullanım alanına sahip... Ekonomi yolcuları şikayet etmesin, ortalama fiyat farkı kullanım alanı gibi 1/3 değil 1/12... 

Emirates, Ethiad ve Singapore’un ‘’SUITE’’lerini hiç karıştırmıyorum... New York’tan Dubai veya Abu Dhabi’ye 23.000 A.B.Dolarına uçmak, her zenginin bile harcı değil... Zaten amaç, ‘’ÖZEL UÇAĞI NE YAPAYIM’’ dedirtip, zengin yolcuyu kapmak !.. Özel uçakların %90’ında parayla sağlanamayacak İkram, konfor ve servis, yolcu uçağının ‘’FIRST CLASS SUITE’’lerinde sağlanabiliyor...

Yeni gelişme sivil hava taşımacılığında nelere etki edecek ?.. Süper Ağır (Super Heavy) A380, B747 ve Ağır (Heavy) 4 motorlu A340, 2 motorlu A350, A330, B767 ve B777’nin menzil arttırımı için ek yakıt deposu ve/veya yolcu sayısı indirimi hesaplanacak... Hiç kimse, fazla indili-bindili, dilenci vapuruyla gitmek istemiyor !.. MENZİL-HIZ-EKONOMİ-ÇEVRE beklentilerini karşılayabilen iki uçak B787 ve A350... Uçuş maliyeti hesaplamasında çok ilginç rakamlar ortaya çıkınca uçak siparişlerinde ARZ/TALEP dengeleri bozuldu... 2 adet A350 veya B787’nin Londra – Tokyo uçuş maliyetlerinin 1 adet A380 ile aynı olması ilginç!.. THY dahil, her havayolu, ciddi pazar analizi ve yolcu profili değerlendirmesi filosuna katacağı uçakların siparişini vermeli... 

Rakamlara boğduktan sonra konuyla doğrudan ilgili olduğu için 35 sene önce yaşadığım bir anımı anlatmak istedim...
1985 Ocak – Londra... İngiliz kız arkadaşım (adı bende saklı) dünyanın en ünlü moda dergilerinden birinde (‘V’ ile başlar) moda tasarımcısı ve editör yardımcısı... 16 – 22 yaşları arasında fotomodellik yapmış, Yaratıcı Tasarım Yüksek Lisanslı asil ve akıllı bir kızdı... 1984 Haziran – Kasım arası İngiltere’de 6 ay güzeldi... 

Ekim sonunda bir gün; ‘’Alp, dergim beni kuruluşunda yer almam için bir seneliğine Sydney’e yollayacak’’ dedi... O dönemde ‘’Ay’a gidiyorum’’ dese aynı etki... ‘’Ben oradayken sen de gelsene’’ dedi... ‘’Denerim’’ dedim ama hiç umudum yoktu... Geçinmek için American Express Travel Service, Bosphorus Holidays gibi Türkiye bağlantılı şirketlerde geçici statüyle çalışıyorum... Türkiye’de aylık askari ücret 146 Dolarken, İngiltere’de askari haftalık 80 Pound, haftada 180 Pound alıyorum (ayda 1.300 Dolar) ama para biriktirip Avustralya’ya gidecek durum yok gibi... 

Kız arkadaşım Sydney’e uçtu... British Airways, Qantas, Lufthansa, Air France, SAS, KLM başta, uçak aramaya başladım...... Vize alabilmem için ‘’gidiş-dönüş bilet şart’’... Biletler 1.800 – 2.600 Pound arası... Telefonla veya bizzat giderek bilet soruyorum... Tam ümidi kesecekken ‘’Garuda-Endonezya H.Y. yeni sefer başlattı, onlara da sor’’ dediler... 

Garuda, Gatwick’ten haftada iki sefer koymuş... Uçak B747-200 / 550 Ekonomi koltuklu... Gidiş-dönüş 1.400, Standby / Yedek 800 Pound... Bileti aldım... İnternet ve cep telefonu yok... Ev telefonunu veriyorsun... Uçuştan 12 saat öncesine kadar arıyorlar... 18 gün telefonun başında, valizim yanımda bekledim... 8 Ocak’ta arayıp, 9 Ocak, 14;00’deki uçuşun OK dediler... 
Londra -7 c’... Lapa-lapa kar yağıyor... 3 km ötedeki Metro İstasyonu’na zor gittim... Metroyla 1,5 saatte Victoria İstasyonu’na ve Gatwick Express Treniyle 2 saatte Gatwick’e vardım... Allah’tan pasaport ve güvenlik işlemleri o zamanlar daha kolaydı da uçağı kaçırmadım... Uzun don, ayağımda kar botları, çift kazak,  eldiven, kapşon, içi postlu kaban... Cepte 50 Pound ve 100 Dolar... Fakir bir astronot... Koltuğum 48-E... 3 – 4 – 3 sıralamalı uçakta, hem en arkada, hem de ortanın ortasında, 8 iniş-kalkışlı, 47 saat sürecek uçuş başladı; Londra – Frankfurt – Abu Dhabi – Bangkok – Singapur – Jakarta  – Bali – Melbourne – Sydney... 

Uçak yeni, ekip ve ekipman çok iyi ama koltuklar dar, 15cm yatıyor... Vaktin geçmesi için üç iyi seçenek; kitap okumak – sohbet etmek – uyumak... Üç kötü seçenek; sürekli tıkınmak – alkol duvarını aşmak – uçak içinde gezinmek... Bir en kötü seçenek; SİGARA İÇMEK... Uçakta 10 – 15 bebek, 20 – 30 çocuk var... Uçuş ekibi, kabin ekibi, çocuğunu emziren anneler bile ve (utanarak) ben, 450 kişi hep beraber ZEHİR ÜRETİYORUZ... Kesif dumandan İki sıra önümü göremiyorum... Puro, pipo bol miktarda... Vallahi ‘’mini nargile’’ tüttüren vardı... 

İkisi hariç, indiğin havalimanlarında 1,5 – 2 saat... uçakta bekliyorsun... 8 kez ana yemek ve 4 kez ara yemek verildi... Sıcak – soğuk içecekler sınırsız, alkol sınırlı ama istersen sigara ve içki satışı yapılıyor... Can sıkıntısından, ben dahil herkes baharatlı yemekleri yutuyor... Doğal ama hoş olmayan sonuç; 4 çift tuvaletin önünde 20 – 30 kişilik kuyruklar... 8 – 10 saatten sonra, gece-gündüz, saat, gün, yer, mevsim kavramları yok olduğu gibi utanma, sıkılma, arlanma gibi insani nitelikler de yok oluyor... Yanımda oturan kadın, başı kucağımda uyuyor... Kocası yere yatmış, zart-zurt öttürüyor... Diğer yanımdaki adam başını omzuma dayamış, evlenme teklif edecek sanırsın... Önce nezaketle, sonra hiddetle kafasını itiyorum... 
Sydney’de hava 45c’ idi... Güney Yarımküre Kuzey’in Temmuzunu yaşıyor... Uçağın kapısında soyunmaya başladım... Uzun don ve atletle pasaporttan geçtim... Bayıldım, bayılacağım... Son hatırladığım, kız arkadaşıma, ‘’lütfen beni uzanabileceğim bir yere götür’’ dedim... 30 saat uyumuşum... Çok güzel bir altı ay geçirdim... Avustralya maceralarını bir ara yazarım...

Selamlarımla,


 

MAKALE YORUMLARI
  • Yışmaz Koçer
    Konu güzel ve güncel. Onca detaylı bilgiye rağmen anlatımın çok akıcı ve çarpıcı olması nedeniyle bir çırpıda keyifle okunuyor. Avustralya yolculuğunun anlatıldığı ilginç gözlem ve esprilerle süslenmiş bölüm ise gerçekten çok güzel...
    28.11.2019
Sizde Yorum Ekleyin