Temmuz’da Bitti …

Evet temmuz ayını da tamamladık.

 

Gelen yolcu sayılarında rekorlar, boş uçak koltukları , dünya kupası derken yılın 7. Ayı , sezonun en hareketli  aylarından birisi daha son erdi.

 

Akdeniz çanağının en büyük turizm kentlerinden birisi olan Antalya’da gelen yolcu sayıları en iyi rakamların oluştuğu yılları bile geride bıraktı.

 

Özellikle son 2 yıldır gelen turist sayısı dibe vurmuşken turist gelmiyor diye hayıflanıyorduk şimdi ise gelen yolcu kaç paraya geliyor, ucuz turist geliyor tespitlerine dönüştü.

 

Antalya’nın 640 km kıyı şeridinde her türlü talebe cevap verebilecek nitelikte yatak arzı vardır.

 

Yani çok zengin turistlerin gelebildiği çok lüx tesislerde var çok ekonomik yerlerde var.

 

Önce talebi oluşturup daha sonra niteliği arttırmak lazım.

 

Yatırımların büyük bir bölümü krediye endeksli ve maalesef ilk yapılan projeksiyonlar ile yatırımın hayata geçmesinden sonra yaşanan gerçekler hedef şaşırtıyor.

 

Yatırım yapılırken her kesimden alınan bilgiler ile yatırım bitip işletmeye açıldığında yaşanan gerçekler farklı ortaya çıktığı için, yatırımcı mutsuz, işletmeci mutsuz buna bağlı olarak profesyoneller de mutsuz oluyor.


İstihdam ve kalifiye personel problemi her geçen gün artarak devam ediyor çünkü eski maaşlar kazanımlar kalmadı.

 

Böyle olunca yetişmiş kalifiye personel başka sektörlere yöneldi.

 

Yaz kış çalışabileceği düzenli geliri olan yerleri seçince, turizm sektöründeki krizler ile birlikte yaşanan iflas, düzenli maaş ödeyememe vb. sorunlar turizm çalışanlarını küstürdü, hatta uzaklaştırdı.

 

Ancak kriz atlatılıp işler yavaş yavaş düzelmeye başlayınca bu sefer personel krizi başladı.

 

Bu krizi de önce sektöre yeni teşvikler ile yeni çalışanlar kazandırılmaya çalışıldı, bu da yetersiz kalınca yurtdışından personel ithalatı başladı.

 

Özellikle büyük zincirler ve çok yataklı tesisler hem sezonluk olması hem daha ekonomik olması nedeniyle yurtdışından stajyer ya da ağırlıklı Kırgız olmak üzere yabancı istihdamına yöneldi.

 

Bence öncelikle yetişmiş kalifiye personelin sektöre geri dönüşümü mutlaka sağlanmalı. Çünkü konaklama sektörünün en önemli öğesi nitelikli yetişmiş personel!

Konaklama sektöründeki misafir memnuniyetinin en önemli ayağı kalifiye ve mutlu çalışan personel olduğu unutulmamalıdır.

 

Yeni turizm bakanımızın yetkililer ile yaptığı toplantıda bahsettiği gibi en kısa zamanda ithal personel sayısını azaltmak elimizdeki istihdam kaynaklarını doğru kullanmalıyız.

 

Devletin özellikle kışın personel istihdamına vereceği teşvikler ile kışın çalışan sayısı arttırılırsa, mutlu çalışan sayısı çoğaldıkça sektör eskiden olduğu gibi nitelikli personele kavuşur.

 

Ülkemiz turizmi ve paydaşları bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Dünya Turizm Ligindeki payını ve puanını arttırmaya devam edecektir.

 

Çünkü mevcut ürün ve hizmet çeşitliliğimiz hiçbir rakibimizde yok bu nedenle mümkün olduğunca arzı artık azaltıp Pazar çeşitliliğini çoğaltarak elimizdeki ürünün marka değerini daha yukarılara taşımalıyız.

 

Son yaşanan krizler gösterdi ki belli pazarlara bağlı kalmak o pazarlarda sorun yaşandığında çok büyük sorunlara yol açıyor.

 

Seyahat sektörünün her üç ayağında da yatırımları ve tecrübesi olan yeni Turizm Bakanımız ile kısa sürede küçük sorunların ortadan kaldırılıp daha hızlı çözümler ile yıllardır kangren hale gelen konuların çözüme ulaşması daha kolay olacaktır.

 

Gerek konaklama gerekse Türkiye’nin en büyük seyahat acentesini yaratan ve havayolu şirketi gibi en önemli üç turizm hareketinde büyük başarılarda imzası olan bakanımızın sektörün paydaşları ile çok başarılı işlere imza atacağını düşünüyorum.

 

Artık anlatmak, anlatmaya çalışmak değil gelecek ile ilgili doğru stratejiler doğru partnerler ile ülke turizmini ileriye taşımak her turizm paydaşının görevi olmalıdır.

 

Mevcut turizm potansiyeli hiçbir rakibimizde yok.

 

Kapadokya başta olmak üzere doğru bir destinasyon yönetimi ile ve tesislerimizin niteliğini arttırarak turizm hareketini sadece deniz – kum – güneş kurgusundan çıkarmalıyız.

 

Evet deniz – kum – güneş yine en önemli turizm hareketimiz olmalıdır ancak diğer değerlerimize gerekli önemi vermeliyiz.

 

Özellikle turizm bölgelerinde standartların belirlenmesi ve denetimlerin arttırılması gerekmektedir.

 

Halkımız ve turizm hareketinin içindeki tüm paydaşların elini taşına koyması gerekmektedir.

 

Unutulmasın ki 2016 yılında Rus uçağı düşürülüp Avrupa ile ilişkilerimiz kötüye gittiğinde başta Antalya olmak üzere ülkede yaşanan olumsuz hava ve kötü gidiş asla unutulmamalıdır.
A’dan Z’ye bir turizm bilinci ile özellikle sürdürülebilir turizm olgusunu oluşturmalıyız.

Ana paydaşların verdiği mücadeleye herkes mutlaka destek olmalı hatta içinde olmalıdır.
Çarşıya turist inmiyor, inenin cebinde para yok lafları yerine biz gelen turist için ne kadar cazip bir ürün sunuyoruz u sorgulamalıyız.

 

Gelen turistlerin temiz ve güvenli ortamda olmalarını sağlamalıyız.

Gelen herkes gönül rahatlığı ile dışarı çıkabilmeli, gezdiği, dolaştığı, alışveriş yaptığı yerde rahat etmelidir.

 

Aslında empati yaparak tüm sorunların üstesinden gelmek çok kolay .


Bir yere gitmeye karar verdiğinizde ekonomik gücünüz ile doğru orantılı olarak ;
Nasıl rezervasyon yaptırırsınız ?


Nasıl bir havayolu ile uçmak istersiniz ?


Nasıl bir ulaşım ile konaklayacağınız yere varmak isterseniz ?


Nasıl bir yerde konaklamak isterseniz ?


Neler yemek içmek isterseniz ?


Gittiğiniz her yerde etiket , menü mü pazarlık mı görmek istersiniz ?


Çarşıda pazarda AVM’ de gezerken elinizi kolunuz sallaya mı gezmek mi istersiniz yoksa sürekli size bir şeyler satmak isteyen birileri ile vaktinizi mi  geçirmek istersiniz ?


Kaldığınız otelde nasıl hizmet almak istersiniz ?


Nasıl bir yemek , temizlik , eğlence görmek istersiniz ?

Bu EMPATİ listesi uzar da uzar  şampiyonlar ligindeki Türkiye Turizmi için herkesi bu iddialı takımı sadece tribünde değil sokakta , antrenmanda kısaca her yerde desteğe davet ediyorum.


 

MAKALE YORUMLARI
Sizde Yorum Ekleyin