Turizmde paketlenme son deminde

Paket tatil, okul gezilerinin yetişkinlere uygulanmış şeklidir... 

Ulaşım, konaklama ve yemek ilk üç servistir... Bunlardan sonra yerel servis ve rehberlik hizmeti gelir... Çıkış havalimanında uçağa check-in ile başlayan birlikte hareket, özellikle aynı bölge ve aynı tesise gidiliyorsa okul gezileriyle bire bir aynıdır..

Birinci jenerasyon Batı Avrupalı ve Kuzey Amerikalı paket tatilciler, ulaşımın kısıtlı, konaklamanın sınırlı, iletişimin azaplı olduğu dönemde, önce 30, 40, 50, 100 vatandaşıyla birlikte hareket etmenin verdiği güvenle ve elbette münferit seyahatten daha ucuza malolduğu için aslında çok da katılmak istemedikleri turlara ve programlara katılma pahasına paket tatil aldılar... 

İlk dönemde denizyolları, demiryolları ve karayolları ile ulaşım, en az hava ulaşımı kadardı... ARZ ve TALEP örneği, pahalıysa talep görmez, talep yoksa arz edilmez... Bu dönem Milattan Önce değildir, benim gibi 30 – 40 yıl önce turizmci olanlar canlı şahitlerdir... 

Yalnız yemekler değil, herşey ‘’table d'hote’’ (tabildot) idi... Tatilcinin tercihine bırakılmış hiçbirşey yoktu... Seyahatte oturacağı koltuk, otelde yatacağı yatak, aklına getiremeyeceği şekil ve lezzette yemekler ve mola yerlerinde tarihi eser zannettiği benekli beton veya taştan yapılmış alaturka tuvaletin yerini gösteren rehber varsa paket tamamdı... 

‘’3-S’’nin EN ÖNEMLİ olduğu dönemdir (Sea-Sun-Sand/deniz-güneş-kum)... Acıdan gece uyumamayı ve cilt kanserini göze alıp koruyucu kremi bırakın, bir de yağlanıp kumda güneşlenme adı altında ızgara olarak eve dönüp komşu ve arkadaşlara 1 – 2 hafta ‘’yaz tatili yaptım’’ havası atmaktı paket tatil... 

Bilgisayarı, cep telefonunu bırakın, fax cihazının olmadığı telex dönemi... BAZI otobüslerde otomatik kapının, ağızlara, burunlara börtü – böcek dolmasına rağmen ‘’serinletici’’ olarak kullanıldığı dönem... Deve hörgücü gibi, ortada oturanları zatürre eden, en ön ve en arkanın az serinlikle idare ettiği SÜTRAK klimalı otobüslerin uzay aracı muamelesi gördüğü dönem...
 
İkinci jenerasyon Batı Avrupalı paket tatilciler, tamamen paket tatil için organize edilmiş, önemli bölümü artık ÖZEL olan HAVA CHARTER’a odaklandılar... Rekabetle beraber seçenek arttığından detaylarda söz hakları oluştu... 

Eskiden parayla da değişemeyen; tesis kalitesi, 1 – 2 – 3 – 4 – 5 YILDIZ, tesiste oda türü, DENİZ - BAHÇE MANZARALI, odada yatak seçimi, TEK KİŞİLİK VEYA ÇİFT KİŞİLİK ve yeme-içme BB / HB / FB gibi... 

Turlar artık opsiyoneldi, ister katıl, ister katılma... 

Bugüne kadar başta Club-Med olmak üzere Exclusive Tatil Köylerinde uygulanan All Inclusive, yani ‘’herşey dahil’’in ısıtılmaya başladığı dönemdir... 

Bilgisayarın devreye girmesiyle çok detaylı programlar doğru ayarlanabildi... 

Bakanlığın 1.000 turist getirene AFERİN demesi yerine, 1 Milyon Dolar ve üzeri döviz getirene Cumhurbaşkanı’nın plaket vermesi dönemidir... Bu dönemin ortalarında ‘’para babaları’’ veya ‘’baba paralılar’’ turizme dikkat kesildiler... Binler onbinlere, yüzbinlere çıkınca turizmin taze ve sıcak döviz getiren sektör olduğu dönemdir... Monopolleşme ile ‘’Big Boys’’, çok paralı devlerin multi çıkış noktasından multi varış noktasına operayon başlattığı dönemdir...
 
Üçüncü jenerasyon Batı Avrupalı paket tatilcilere bir anda yıkılan Berlin Duvarıyla ‘’yepyeni tür paket tatilci’’ eklendi... Birinci ve ikinci jenerasyonların malzeme yetersizliği ve hazırlıksızlığı artık yoktu... Başta Rusya ve Ukrayna, Eski Sovyet Cumhuriyetleri ve Eski Sosyalist Devletlerdeki ‘’herşeye razı’’, zincirlerini kırmış, para ve para harcama kavramını yeni öğrenen, büyük potansiyeli beklenenin 10 katı hızla organize ettiler... Önce vize, sonra fiyat ve de rüya gibi tesislerde‘’ herşey dahil’’ nedeniyle şahlandık... 

Çok daha dengeli, temkinli ve ileriyi düşünerek hareket etmek yerine, ELDEKİNDEN FAZLA VEREN ÇOK YAŞASIN zihniyetiyle fabrika ayarlarını bozduk... Yeni pazarlar, valizlerle para getirerek ödeme yapıyorlar diye Batı Pazarları ihmal edildi... Önce artış durdu, sonra azalma başladı... Uçak düşürme, çürük domates ve Rus Rublesi ve henüz AB’ye kapağı atamamış veya Euro Zone’a geçmemiş olanların paralarının Dolar ve Avro’ya karşı değer kaybı gibi nedenlerde yenilen çifteler de ders olmadı... 

Buralardan gelişlerin bir anda, bıçak gibi kesileceğinin farkında olmayanlar hala var... Üçüncü jenerasyonun ikinci yarısında Avrupalı Eski Sosyalistlere, aslında kültürel bağlarımız nedeniyle çok daha önce başlaması gereken İran ve Orta Asyalı GARDAŞ devletler katıldı... Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Türkmenistan... Neyi, nasıl yaptıklarını kendileri de tam olarak bilmediğinden bunlarla planlama yapmak çok zordu, hala zor... Ödedikleri nakitin yüzü suyu hürmetine Eyvallah !!! 

Üçüncü jenerasyonun en sonunda, ‘’Misafirlerimiz Zengin Suriyeliler’’ gibi gelmeleri için hiçbir çaba sarfedilmemiş, akla, hayale getirilmemiş bir Orta Doğu Arap portföyü ortaya çıktı... Turizmin fabrika ayarları bozuldu derken hard-diski yanıyor mu ??? Hedef  belirlemeden plan yapamazsınız... Plan için de doğru data ve/veya istatistik şarttır... Umarım yalnız bende yoktur !!!

Dördüncü jenerasyona girerken LÜTFEN UNUTMA; Almanya, Britanya ve Hollanda kafadır... Fransa, Avusturya, İtalya, Belçika, İsviçre, İsveç, Norveç, Danimarka ve Finlandiya omurgadır... Bunlar vazgeçilmez ve ihmal edilemez... Yeni AB üyesi Polonya, Macaristan, Romanya, Çekya, Slovakya, Slovenya Latviya, Estonya ve Litvanya kaburgadır... Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan, Türkmenistan ve Tacikistan eller ve kollar olmalı... Muhteşem potansiyeline rağmen  üzerinde sağlam durulması gereken Rusya ve Ukrayna bacaklardır... Bunların dışındaki herkes ayaklardır... Söylentiden öteye geçmemiş Çin Pazarı, mesafe ve gelir dağılımındaki dengesizlikle bize pek uymuyor... Olmayanda hiç yok, olanda istediği her yere gidebilecek kadar çok... Zaten gidiyorlar... Yine de sakın Çin’i boşlamayalım, ne çıkarsa kardır... 

Dördüncü jenerasyonda tatilci haklarını biliyor, elinde sınırsız bilgi, sonsuz örnek ve seçenek var... Alternatif, otantik, egzotik, fantastik arayışında... 200 oda ve üzeri blok otellerden bıkmış, herşey dahille obes olmak istemiyor... Batılının geliştirdiği seyahat ve turizm terminolojisi karşımızda FARKINDA bir kitle olduğunun göstergesi... İşkence çekerek uçtuğuna Cattle-class (sığır sınıfı) diyor, Tin of Sardines (sardalya konservesi) gibi kıpırdayamadığını, otel odalarını Alcatraz, Brixton, Chateau d’If gibi ünlü hapishanelerin CELL (hücresi) olarak anlatıyor... Bunu önleyebilmenin tek yolu; SAKLAYARAK ve KANDIRARAK değil, baştan NE KADAR EKMEK, O KADAR KÖFTE prensibini uygulamak... Teknolojiden sonuna kadar yararlanan ucuz havayollarının bile yukarıdakilere uyandığını anlamalı ve herşeye kendisi karar vermek isteyene ‘’HIDDEN COSTS’’u (saklı maliyetler) yedirmeye çalışmamalıyız... 

Bunları yazarken diğer ekranda RYANAIR’e girdim... 08SEP – 11SEP, MAN/CGN/MAN (Manchester-Köln-Manchester) uçuş baktım... Eğer, üzerimdeki kıyafet ve elimde 5kg çanta ile, en kötü koltukta, su bile içmeden, uçağa son binip, inmeyi kabul edersem 23.99 X 2 ; 47.98 Pound gidiş-dönüş... + 20kg bagaj, 2 x 8kg el bagajı, standart koltuk seçimi istersem 55.95 X 2 ; 111.90 Pound, + Ekstra aralıklı koltuk istersem 68 X 2 ; 136 Pound, + İlk binip, ilk inmek ve biletimi fark ödemeden değiştirebilmek istersem 86.82 X 2 ; 173.64 Pound... Transferden Oto kiralamaya, otelden uçakta şampanyaya, gümrüksüz eşyadan indirimli marka satışlarına web sitelerinde yok yok !!!

Biz münferit müşterinin internetten otel rezervasyonunu engellersek yeni anlayışa nasıl adapte olacağız, daha doğrusu olamayacağız !!! Almış eline nalıncı keserini, yont kendine, kendine...
Selamlarımla,
 

MAKALE YORUMLARI
Sizde Yorum Ekleyin