Türk turizmi nereden nereye?

1960’a kadar arkeoloji, antropoloji, tarih vs. yani AKADEMİK... 

1970’den sonra başta Almanya ve akabinde diğer Avrupa ülkelerinde çalışan Türklerin de katkısıyla MACERAYA TEŞVİK… 

1980’den sonra konaklama gibi hava taşımacılığının da ucuzlamasıyla ilk kez dikkat çeken EKONOMİK… 

1990’dan sonra iyi tesislerle birlikte Türk Özel Hava Taşımasının başlamasıyla döviz getiren SEKTÖR… 

2000’den sonra KORFEZ KRIZI, APO KRIZI, DEPREM gibi olumsuzluklara ragmen, başta Rusya, ardından eski Doğu Bloğu ülkelerinin de ‘’Her sene yaz tatili’’ kervanına katılmalarıyla BACASIZ SANAYİ HALİNE GELEN FAKTÖR…

2010’den beri devlette yeni anlayış ve yeni model turizmci kimliği nedeniyle rotadan sapmış, KUYRUKSUZ UÇURTMA GİBİ BİR TRAKTÖR…

Önlem alınmazsa yan sektörleriyle birlikte milyonlara ekmek kapısı olan turizm, TEKSTİL ve TARIM’dan sonra katledilmiş 3. “T” olacaktır…

40 sene bu piramidin her basamağında çalışmış bir turizmci olarak benden söylemesi;

SAPLANTILARDAN KURTULMAK
 “En parlak güneş, en mavi deniz, en güzel kum, en lezzetli yemek, en muhteşem tarih ve en seksi erkekler bizde’’… Bunları söylemek, bizi sadece şirin ama komik vatanseverler yapar. Gördüğüm, gezdiğim ve yaşadığım 89 ülkede bizden daha iyi ve bizden daha kötü unsurlar vardı. Ürünü cazip kılan en önemli unsur fiyattır. Sunduğumuz ürünün özelliklerini iyi bilip ‘’EN’’ olmak istiyorsak önce ‘’EN UCUZ’’ olmak gerekir… Ucuz olmak düşük kaliteli ve kötü olmak değildir. Pazardaki ürünler içinde niteliklerine göre ‘’EN ALINABİLİR’’ olmaktır ve “STAMINA”, yani “SÜREKLİLİK SAĞLAYIP, DAYANMA VE YAŞAMA GÜCÜNE” sahip olmaktır…

ÜRÜNE BİR BÜTÜN OLARAK BAKABİLMEK
Türkiye gelişmekte olan bir ülkedir. Bir ayağım sürekli yurt dışında ve birden fazla vatandaşlığım var… Daima sorarlar;  “Nasıl, Türkiye gelişiyor değil mi?’’… Gelişiyor elbette ama diğerleri seni beklemiyor, onlar da gelişiyor. Üstelik altyapılarını bizden 70 sene önce tamamladıkları için muazzam gelişiyorlar. 35 sene önce 150km/s hızla giden trenler şimdi 450km/s ile gidiyor. 25 sene önce çift gidiş-geliş olan yollar, şimdi dört gidiş-geliş oldu… Sağlık, eğitim, güvenlik, adalet, sosyal haklar gibi konulara hiç girmiyorum zira, maddede gelişme ile manada gelişme anlayışı apayrı bir tez konusu…
Turizm cennetimiz Antalya’da yazın, günde ortalama 3 kez, kışın her yağmur ve rüzgarda elektrik kesilir… Çeşmeden akan suyu içmekten geçtik, dişini fırçalarken kanlı dizanteriye yakalanabilirsin… Ziftin üstüne mıcır dökülen yola cadde ve hatta bulvar dersen Avrupalı sokak küser, patikanın kalbi kırılır… Çukura razıyız, kuyulara düşmemek için savaş uçakları gibi ‘’EWS’’ / Erken Uyarı Sistemi gerekli… Kaldırım, yaya geçidi varsa da kurallara uyan pek yoktur… 

Paket tatil alan turist, gideceği oteli bırakın, yerleşim yerinin adını doğru-dürüst bilmez… Geldiği yer Türkiye’dir… Satın aldığı tatil Türkiye Bütününün içindedir… Ayıp örtmek, kusur saklamak için uçakları tesislerin damına indiremeyiz…

STANDARDİZASYON
Aynı resmi kategori tesisler arasındaki farklar toplam otel kategori sayısından fazladır. Yaldızlı kağıtları kesip yıldız yaparak, kimsenin gitmediği her toplantı saloncuğu, her kapalı yüzme havuzcuğu olan tesis 5-YILDIZ OLMAMALIDIR… Yıldız sayısı arttırılmalı ve yıldızın hakkının verildiği denetlenmelidir… 

“ALL INCLUSIVE” = HERSEY DAHIL uygulaması turistik konaklamayı yarı-açık cezaevi ve ‘’sözde lüks besicilik’’ haline getirdi… Özellikle bu konsept için çok özel ve sıkı yaptırımlar uygulanmalı… Hasan Hüseyin’in aile pansiyonu bile herşey dahil olmamalıdır…

BEKLENTİLER, TATİL ANLAYIŞI VE SÜRPRİZLER
Tesisler yarı-açık cezaevi ama asıl cezalandırma dışarıda bekler… Büyük umutlarla yüzbinler, milyonlar harcanarak açılmış turistik dükkan ve mekanlarda aynı şarkı; “YAKALARSAM MUÇ-MUÇ”… Çünkü 90 günde 365 günü kurtarmak zorunda… Turistler korkudan otelden değil odadan çıkamayacak hale geliyor… Utanarak söylüyorum; buna seyahat acentaları da dahildir (sokak veya yerel servis)… Turist, sağımlık inek olarak görülüp fahiş fiyata satılmış TUR, MAL, SERVİS ile Türkiye’ye gelmeyen turist olarak yüzleşeceğiz…

Herkes gittiği ülkenin kanun ve nizamlarına uymak zorundadır… Ancak, bu kanun ve nizamları belirlerken para ödeyenin beklentileri gözardı edilirse uzun vadede kaybeden siz olursunuz… Kumarhaneleri kapatmak, İçki yasakları koymak, plajları haremlik-selamlık yapmak, bar, gece klübü, diskolara aşırı sınırlamalar getirmekle turizm yapılamaz / turizm ülkesi olunamaz… Önce buna karar verilmelidir… Dün kumarına, bugün içkisine, yarın mayosuna karışırsan UZUN VADEDE BEL BAĞLAYACAĞIN SİYASİ-SOSYAL VE GELİR SORUNU OLMAYAN ÜLKELERDEN GELMEZLER… 

TURISTIK ULKELER = RAKIPLER HER GUN ARTMAKTA
Yeni jenerasyon uçaklar (Örnek; AIRBUS A380, A350 VE BOEING 787, 777) daha hızlı giderek, daha az yakıt tüketimiyle uzakları yakın etmektedir… Artık yalnız Yunanistan, İspanya, Portekiz ile rekabet etmiyoruz… Mısır, Tunus ve Fas tesislerde bizi yakalamaya başladı. Siyasi rahatsızlıkları biraz daha düzeldiğinde çok ciddi rakip olacaklar. Üstelik sezonları bizim iki katımız… Avrupalı tatile Malta, Bulgaristan, Hırvatistan, Slovenya, Karadağ ve Arnavutluk’a gidiyor… Hint Okyanusunda Sri Lanka, Maldivler, Seyşeller… Vietnam ve Kamboçya… Kayayiplerden sonra koca Güney Amerika turizmin tadını aldı… Başta Küba, Meksika ve Brezilya, hatta Kolombiya, Guetamala, Kosta Rika gibi bir dönemin korkulan yerleri “12 AY BOYUNCA, GÜNEŞ GARANTİLİ” satıyor…  Elbette A.B.D. – Florida… 

Manchester’dan Türkiye’ye  T.H.Y. ile gidiş-dönüş bilet parasına yıl boyunca Kanarya Adalarında (Tenerife-Gran Canaria-Lanzarote-Fuertoventura) 10 gün tatil yapılıyor…

ISIMSIZ KAHRAMANLAR, TUR OPERATORLERI
Hiçhayal sattınız mı ? Satmayı denemek ister misiniz ? Modern dünyanın harcamalarında ev ve arabadan sonra seyahat/tatil harcaması 3. sırayı alır… Bu hayali üreten, sunan ve satan tur operatörüdür… Türk Turizmi özellikle ve öncelikle Türk kökenli tur operatörleri ile büyümüştür… Çünkü milli bağı, gönül bağı vardır…  Devlet dahil, kimseden yeterli destek, katkı ve yardım alamaz, ulaşım, konaklama, sigorta, bütün riskleri üstlenir… Kendisinden kaynaklanmayan her olumsuz durumda ilk kaybeden odur; Deprem, bomba, komşuda savaş, ambargolar, krizler… SATIŞ DURUR… Bu FORCE MAJEURE = MUCBİR SEBEPLER yanında satış yaptığı para birimi ( RUBLE, KRON vb.) ödeme yaptığı para birimine karşı (AVRO, DOLAR, POUND vb.) bir gecede %20-30-40 değer kaybeder, patlar, kapatır… Kimse geçmiş olsun demediği gibi suçu üstüne atar…

Yolcu potansiyeli olan bir ülkede pazarın tüm kontrolünün rakiplere ve/veya uluslararası devlere geçmesini engelleyerek  Türkiye’nin payının garanti edilebilmesi için Türk operatörler her zaman olmalıdır…

SONUC
Turizmi önce bilenlere, üretenlere, turist gönderenlere, getirenlere sormak gerek… Müteahhitlikten oteller zinciri sahibi olanlara, havaalanı işletenlere, restoran-bar açanlara, halı, deri, kuyum, tekstil, incik-boncuk satanlara, HANUTÇU rehber ruhundan kurtulamayanlara DEĞİL !!!

Her konuda bir sürecimiz var… Tavsiyem, hemen turizm süreci başlatıp turizmi önce turizmciye öğretmek… İlk ders; turizmcinin milli olması gerektiği… Otellerde , yerel servis acentalarında ve turizmden beslenen tüm yan sektörlerde GELECEĞİ DÜŞÜNÜP, en az %90 Türk Vatandaşı çalıştırma gerekliliğini öğretmek… Eskiden turizmde çalışabilmek için dil bilmek gerekirdi, şimdi otele giriş yapabilmek için dil bilmek gerekiyor !!! 90 günde 365 günün maliyetini çıkarmak için özellikle yerli müşteriye fahiş fiyat uygulaması yanında bir de EZİK ÜLKE VATANDAŞI İŞÇİ konusu çıktı… 

Sezonu uzatmak terimi mantıksızlıktır… Sezon don lastiği gibi çekerek uzamaz… Antalya’da 2019 Mayıs’ta paltoyla, Haziran’da ceketle gezerken yaz sezonu uzamaz… Bütün sezonlara potansiyel yaratma imkanı var, soran olursa anlatırız… Anlayacak olan niyetli, hemde iyi niyetli olmalı… 

Haziran %70, Temmuz – Ağustos %85 dolu diye herkes pek mutlu, haydi Eylül de %70 olsun (İNŞALLAH)… 
Selamlarımla
 

MAKALE YORUMLARI
  • Tunc Ay
    Türkiye ve Türk turizminin tespitini ilk kez bu kadar açık olarak okudum. Yazarına Alp üstat diyebilirim. Üstat ilk defa okudum. Diğer gazete, dergilerde ve basılı yayınlarınızdan istifade etmek istiyorum. Kaleminize, yüreğinize sağlık. Saygılar.
    13.07.2019
  • Nermin Erkoç
    Türk Turizmi ile ilgili okuduğum en net ve doğru tespitti. Daha sık yazılarınızı görmek isterim.
    16.07.2019
Sizde Yorum Ekleyin