Organize Tohum Üretim Bölgeleri kurulmalı

Organize Tohum Üretim Bölgeleri kurulmalı

FİKRİ CİNOKUR - ANTALYA – Pandemi nedeniyle dünyanın tarıma yöneldiği ve yeni yatırımlar ve yeni projeleri uygulamaya başlarken Türkiye’de ise tarıma gereken değerin gösterilmediği belirtilerek gerekli önlemlerin alınması istendi.

SFT Tarım Yönetim Kurulu Başkanı Nazmi Gündüz, son yıllarda dünyada önemi giderek artan tarım sektörünün, maalesef ülkemizde hak ettiği değeri ve desteği görmediğini söyledi.

Özellikle ithalatçı politikaların sektörü giderek daralttığını ifade eden Gündüz, önümüzdeki 30-35 yıl içerisinde Türkiye nüfusunun 130 milyona çıkacağının tahmin edildiğini kaydetti.

Artacak nüfus için gıda temini konusunda şimdiden önlem alınması gerektiğini belirten Gündüz, tohum, sera, sulama ve pazarlama konularında önerilerde bulundu.

Önümüzdeki süreçte tohum ihtiyacının daha da artacağını bunun için bir an önce Organize Tohum Üretim Bölgeleri kurulması gerektiğini vurgulayan Nazmi Gündüz, şöyle devam etti.

‘’Tohum üretimi için hazine arazilerinde Organize Tohum Üretim Bölgeleri kurulmalı. Özel sektör – Üniversite –Araştırma Kuruluşları arasında iş birliği oluşturulmalı. Burada ıslah alt yapısı belli bir seviyeye getirilerek çıkan sonuçlar tohum üreten ıslahçı firmalarla paylaşılmalı.                                                                                     Tohum üretiminde işçi maliyetleri çok yüksek. Bu maliyetlerin azaltılması için makineleşmeye destek verilmeli, tohum üreten firmaları güçlendirmek için destek paketleri açıklanmalı ve çevre ülkeler ile iş birliği yapılmalı.’’

Ürüne göre sera modeli geliştirilmeli

Sera üretiminin sebze ve çiçek gibi ürün desenlerine ayrılması gerektiğini vurgulayan Gündüz, ‘’Ürüne Uygun Sera Modeline izin verilerek üretim desteklenmeli ve üretim 12 aya çıkarılmalı. Seracılık faaliyetleri ısıtma maliyetinin az olduğu (örneğin, termal suyu olan) illerde yaygınlaştırılmalıdır’’ dedi.

Su Sorunu

Önümüzdeki süreçte dünyada su sorununun yaşanacağını, Türkiye’nin de bundan daha fazla etkilenmemesi için önlemler almasını isteyen Gündüz, şunları kaydetti.

‘’Gelecekte çok daha olumsuz etkileneceğimiz su sorununu aşmak için, petrol ve doğalgazı olan ülkelerin izlediği yolu izlemeliyiz. Bunun için suyumuzu boşu boşuna akıtmak yerine, barajlara ve göllere pompalamak doğru bir yoldur. Böylece yeni su (açık veya kapalı) biriktirme alanları yaratarak, buradan kullanılacağı bölgelere dağıtmak mümkün olacaktır.’’

Üniversitelerin, araştırma kuruluşlarının ve özel sektörün kuraklığa dayanıklı (az su isteyen) çeşitler geliştirmesi için ciddi destek verilmesini öneren Gündüz, ‘’Bunların yapılabilmesi için Tarım bakanlığı öncülüğünde kanunlarda çok ciddi yapısal değişiklikler yapılmalıdır. Tabi ki bunların kontrol ve denetiminin tarafsız bir kurul tarafından yapılması gerekir’’ dedi.

Büyükşehir Belediyeleri paketleme tesislerine destek vermeli

Üreticiden Toptanı hallerine gelen ürünlerde önemli miktarlarda zaiyat oluştuğuna dikkat çeken Nazmi Gündüz, hallere gelen ürünlerin bozulmamasını sağlamak için, kapalı hal sistemine geçilmesini önerdi.                                                 Önümüzdeki yıllarda sıcaklığın 2 ila 6 derece arasında artacağının tahmin edildiğini vurgulayan Gündüz, Büyükşehir Belediyelerinin, paketleme alt yapılarına destek vererek gıdanın korunmasında yaşanacak sorunları engelleyebileceklerini belirtti. Gündüz, şöyle devam etti.

‘’Tarım ürünlerimizi sanayi ürününe dönüştürerek katma değerini 3-4 kat arttırmak ve raf ömrünü birkaç yıla uzatmak zorundayız. İhracat ve iç tüketim için hallerdeki artık sebze meyveler bir noktada toplanıp değerlendirilmeli. Kırık kasalar yeniden değerlendirilmeli. Güzel görünüm kazandırmak için toptancı hallerin çevresine andız ağacı dikimi yapılmalı.

Üreticilerin ürünlerini direkt tüketiciye satmasının yolu yapılmalıdır. Bunun için kooperatifler kurulmalı ve desteklenmelidir. Kooperatifler bünyesinde, üreticide paketleme soğuk hava tesisleri kurulmalıdır. Bu işlemlerin yapılabilmesi için kurulacak 500-600 kişilik (Çiftçi) kooperatifler uygundur.

Üretici ürününü sattığı anda faturasını veya belgesini destek verilecek kuruma götürmeli. O ürüne verilen prim üzerinden kg veya bedeli üzerinden destekleme parasını, devlet kurumlarından nakit olarak almalıdır. Bu sistemi gören çiftçi sonraki yıl üretimini iki katına çıkartır. Devlet de vergisini ve istatistiki bilgilerini çok doğru şekilde elde eder.’’

 

 

HABER YORUMLARI
Sizde Yorum Ekleyin